Seyahat denilince ilk akla gelen filmlerden bir tanesi şüphesiz ”Into The Wild” Türkçe adı ile ”Yaban’a Doğru” filmidir. Bu film gerçek ve yaşanmış bir hikayenin önce kaleme alınarak kitaba dönüştürülmesi daha sonra da sinemaya yansımasıdır. Gerçek adı; Christopher McCandless olan nam-ı diğer Alexander Supertramp, 1990 yılında tarih ve antropoloji üzerine lisans eğitimini tamamlamış gelecek vadeden bir gençtir. Okulunu bitirdikten sonra yüksek lisans eğitimi için kendisine verilen 25.000 amerikan dolarını Alexander McCandless ismiyle Oxfam International adlı uluslararası açlıkla mücadele vakfına bağışladıktan sonra, yaşadığı toplum ve çevreyi terk ederek iki yıl boyunca Amerikayı ve Meksika’nın Kuzeyini kimi zaman yürüyerek kimi zamansa otostop çekerek bir sırt çantası ile dolaşır. Bu iki yılın ardından gerçek yolculuğu olarak adlandırdığı, uzun süredir hayalini kurduğu ve vahşi yaşamın hüküm sürdüğü Alaska yolculuğuna başlar. Yanında doğru düzgün bir ekipmanı olmadan, sadece bir kaç paket pirinç, sandviç, mısır cipsi ve bir çift bot ile daha sonra adını ”Magic Bus” (Sihirli Otobüs) koyduğu otobüsü bulana kadar ormanın içinde 32 km yürür. 3 ay boyunca hiçbir insan ile temasa geçmeden vahşi doğada yaşayan Chris, dönüş yolunda karların erimesinden dolayı yükselen Teklanika Nehri’ni geçemeyip geriye dönmüştür. Geriye döndükten sonra yiyecek bulamayan Chris, bir gün yediği bir meyveden zehirlenip yorgun düşerek bulunduğu otobüsün içinde, bıraktığı notların arasında hayata gözlerini yummuştur. Sırt çantasıyla seyahat etmeyi sevenlerin çok üzüldüğü ama bir o kadar da imrendiği Chris’in hayatını anlatan bu filmin yapımından sonra, Sihirli Otobüs ve bu rotada yapılan yolculuk gezginler tarafından onun yolu olarak benimsenmiştir. Bize çok uzak olan Alaska’nın vahşi ortamında o otobüsü ziyaret etmiş gezgin arkadaşım Tayvan’lı Ruth ile Alaska ve Sihirli Otobüs hakkında yaptığımız konuşmalardan edindiğim bilgileri sizlere biraz hikaye biraz bilgi şeklinde aktaracağım.

MAGIC BUS’A (SİHİRLİ OTOBÜS) GİTMEK İSTERSENİZ

Alaska, daha önce Rusya’ya ait olan ama ilerleyen yıllarda Amerika tarafından satın alınmış, ormanın ve vahşi yaşamın bol olduğu soğuk bir bölgedir. Alaska’ya nasıl gidilebileceği hakkında detaylı bir yazı ayrıca yazacağım ama burada Ruth’un hikayesini paylaşıyorum. Ruth, o zaman diliminde Kanada’da yaşadığı için Alaska’ya Denali Ulusal Parkı’na kara yolundan Alaska-Kanada arasında kalan Beaver Creek sınır kapısını geçerek gitmiş. Hali hazırda bir Kanada çalışma vizesine sahip olmasına rağmen sınır kapısında Amerika Birleşik Devletleri’nin 49. eyaleti olan Alaska’nın vizesini alarak Alaska’ya giriş yapmış.

Ruth, orijinal otobüsün ormanın derinliklerinde olduğunu ve oraya gitmenin oldukça zor olduğunu söyledi. Bu sebepten dolayı burayı ziyaret etmeye gelenler için Denali Ulusal Parkı’nın dışında, yola daha yakın olan bir yerde Sihirli Otobüs’ün kopyası olan bir otobüs yapmışlar. Sihirli Otobüs ile resim çektirmek isteyen seyahat severler orijinal otobüse yürümeden burada resim çektirebiliyorlarmış. Ruth bu yolculuğa Kanada’da yaşarken oradan araba satın alıp, erkek arkadaşı ile birlikte çıkmış. Hiking (doğada yürüyüş) hakkında deneyimli olmayan insanların kesinlikle buna kalkışmamaları gerektiği konusunda ayrıca uyarıda bulunuyor. Kendisi bu konuda oldukça tecrübeli dünyanın farklı yerlerinde ve Kanada’nın dağlarında uzun soluklu yürüyüşler yapmış. İkinci olarak önemsediği şey ise ekipmanlar. Eğer gerekli ve yeterli ekipmanınız tam olarak yoksa kesinlikle bu otobüsün orijinaline gitmeye çalışmayıp, Denali Ulusal Parkı’nda bulunan kopyası ile resim çektirip devam edin diye ekliyor.


Sihirli Otobüs’e ulaşmak için 32 gidiş-32 dönüş olmak üzere toplam 64 km yol katetmeniz gerekiyor.


Eğer bir gün buraya giderseniz kendinize gün sınırlaması koymayınız. Bu yolu göze aldıysanız yürümeye başladığınız noktadan itibaren sizi ağırlıklı olarak balçık çamurda bir yolculuk bekliyor olacaktır. Bu yolculuk boyunca 2 tane nehir geçmeniz gerekiyor ve nehirler tıpkı filmde olduğu gibi sabah saatlerinde çok alçakken, öğleden sonra göğüs hizasına kadar yükselebiliyor. Denali Ulusal Parkı oldukça büyük ve park görevlileri tehlikeli olabilecek her durum için çok fazla deneyimliler. Ruth ve erkek arkadaşı bu yolculuğa başladıklarında iki gün boyunca gündüzleri sürekli yürüyüp sadece akşamları dinlenerek ilerlemişler. Üçüncü gün ise otobüse ulaşmış ve 1 gece otobüsün bulunduğu yerde konaklayıp, 2 günde geriye dönmek için zaman harcayıp toplam 5 günde bu geziyi bitirmişler.

  • Eğer minimum 15 kg olan sırt çantaları ile daha önce bu denli uzun bir yolu denemediyseniz bunu size önermem.
  • Planladığınızdan daha fazla yemek taşıyın çünkü nehrin ne durumda olacağı asla belli olmuyor. Bazen nehirdeki suyun azalması için fazladan bir kaç gün nehrin yanında bekleyebiliyorsunuz bu da ekstra yiyecek demek.
  • Buraya gitmek için önerdiğim en uygun aylar kesinlikle  Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarıdır.

Ruth devam ediyor; ”Sihirli Otobüs maceramızın gidiş kısmında epey ilerledikten sonra yolda tanıştığımız avcılar bize nehri geçmek için ATV kullandıklarını söylediler. 2 hafta önce nehirden geçmişler ama su çok alçakmış geçen gün gittiklerinde ise oldukça yükseldiğini söylediler. Avcılardan bu bilgileri alıp, teşekkür edip yürümeye devam ettik. Alaska’da öğrendiğim en şaşırtıcı şey ise Alaskalı’ların McCandless’ı sevmiyor olmasıydı. Onlara göre film ve kitap yüzünden bu macera heyecanlı ve güzel gözüküyor ama insanların yanında bir kaç paket pirinç ile silah olmadan oraya gitmeleri çok saçma. McCandless’a özenip Sihirli Otobüse gitmek isteyen gezginlerin de aptal olduğunu düşünüyorlar. Eğer Alaska’da doğduysanız küçüklükten itibaren avlanma, yiyecek bulma, yer yön kavramları gibi pek çok konuda eğitim aldığınız için çok iyi öğreniyorsunuz. Ancak vahşi doğa ve Alaska hakkında hiçbir tecrübesi olmayan insanların oraya gitmeye çalışması oldukça tehlikeli. Diğer bir durum ise Alaska’da başınıza gelebilecek tehlikeli herhangi bir durumda sizi kurtarmak için helikopter ya da yardım ekibi göndermek zorunda olmaları. Orada yaşayan insanlar, tecrübesizce bu yolu yürümeye kalkışanlar yüzünden ayrılan bu bütçenin de aşırı ve gereksiz olduğunu düşünüyorlar. Çünkü bu tarz kurtarma olaylarının maliyeti çok fazla oluyormuş.

Bu yolculuk boyunca aşacağımız en tehlikeli yer Teklanika Nehri olmuştu ve biz Teklanika Nehri’ne akşam üstü saat 18.00 sularında ulaştık. Oraya ulaştığımızda bizden bir gün önce gelmiş ve sabahtan beri nehrin sularının alçalmasını bekleyen Polonyala’lı bir grup vardı. Bu Polonya’lı grup kendi ülkelerinde tanınmış seyahat bloğu sahibi üyelerden oluşuyordu ve bloglarında yazmak için kesinlikle burayı geçmek istiyorlardı. Yağmur yağmaya başladığında  ertesi sabah yağmur diner ve karşıya geçeriz umuduyla hep beraber kamp yaptık. Sabah kalktığımızda onlar çoktan nehri geçmeyi denemeye başlamışlardı.

          

          

          

          

          

Yürüyüş batonları ile birlikte yan yana dizilip güvenlik açısından birbirlerini tutup sürekli akıntıya karşı mücadele ediyor ve karşıya geçmeye çalışıyorlardı ama her seferinde başarısız oluyorlardı. Öğle saatlerinde bizde onlara katılıp dört saat boyunca farklı yollar deneyip karşıya geçmeye çalıştık. Bizim planımıza göre önce erkek arkadaşım eşyalarla birlikte karşıya geçecekti sonra da ben arkasından geçecektim. Dört saat boyunca oldukça etkili ve güzel iki bölge bulduk ama yine de tehlikeliydi. O an Alaskalıların beni çok şaşırtan o düşüncelerinin nedenini daha iyi anladım. 1.5 gün boyunca çaba sarfettikten sonra fazlaca yorulan Polonya’lı blogger grubu, üzgün bir şekilde geriye dönmeye karar verdiler. Onlar gittikten sonra biz 2-3 saat daha şansımızı denedik ama bir türlü geçebileceğimiz bir yer bulamayınca eşyalarımızı toplayıp mutsuz bir şekilde geri dönme düşüncesine girdik. Eşyalarımızı topladıktan sonra son bir resim çekmek için nehrin kenarına gittiğimizde daha önce farkına varmadığımız bir boşluk keşfettim ve biraz çekimser biraz korkak adımlarla orayı yürümeye başladım. Nehrin bulduğum bu kısmından karşıya geçmeyi denerken yanımda sırt çantam yoktu. Aslında riski alan ve hayatını çokça tehlikeye atan her zaman erkek arkadaşım olurdu. Ama bu sefer ben bir anda nehrin ortasına kadar gelmiştim. Ortada bir kere daha enerjimi toplayarak sağa sola bakmadan, marş söyleyen askerler gibi rap rap yürümeye devam edip karşıya vardım. Erkek arkadaşım arkamdan durmam gerektiğini ve yaptığım şeyin çok tehlikeli olduğunu söylerken ben bulduğum bu yoldan çoktan karşıya geçmiştim. Nehrin karşısına geçtiğimde buna inanamamış çok mutlu olmuştum. Benim için aşırı duygusal bir andı. Nehri geçtikten sonra ki kısmı oldukça kolaydı. Tüm yürüyüş yoluna baktığımda nehre gelene kadar yürüdüğümüz yol ve nehri geçme kısmı ne kadar berbatsa nehri geçtikten sonra yürüdüğümüz yol bir o kadar akıcı ve güzeldi. Ama yine de önümüzde 10 km’den fazla yol vardı. Kalan yolu 5-6 saat içinde bacaklarımız bitmiş bir şekilde bitirip, sonunda hayallerini kurduğumuz MAGIC BUS’A (Sihirli Otobüs’e) ulaşmıştık. Otobüse ulaştığımızda akşam üstü yerini akşama bırakıyordu, gün çoktan ağarmıştı. Sonunda ulaştığımız Sihirli Otobüs’ün çevresi kamp için mükemmel bir alandı ve çevre bizden önce gelen insanların bıraktıkları yiyecekler ve içecekler ile doluydu. O gece bizim haricimizde kimse orada değildi. Hemen çadırımızı kurup, biraz yemek yiyip otobüsün içine baktık. Otobüsün içi diğer seyahat severlerin bıraktığı notlarla doluydu ve tüm notları tek tek okudum. O notları okumak da beni çok duygulandırmıştı. Oraya gelen her gezginin farklı bir hikayesi vardı ve notlarda onların hikayeleri yer alıyordu. İnsanlar otobüsün çevresine kolye, bileklik, toka, fotoğraf v.b. gibi kendilerine ait eşyaları bırakmışlardı. Orada çok etkilendiğim diğer konu ise, yiyeceklerdi. Çünkü insanlar kaç günde buraya geleceklerini kestiremedikleri için bazen yanlarına fazla yiyecek alabiliyorlardı. Yanına fazladan yiyecek almış olan insanlar, bu yiyecekleri ‘lütfen acil durum dışında yemeyiniz’ notuyla oraya bırakmışlardı. Bu durum birazda orada açlıktan ölen McCandless’ı düşünerek yapılmış birşeydi galiba. Sözlerimi yine sizlere birkaç öneri bırakarak bitirmek istiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi kampçılık deneyimi başlangıç seviyesinde olan arkadaşlarım, buraya gelmeye çalışmayın. Akşam uyumadan önce yiyeceklerinizi kesinlikle bir poşete koyup yüksek bir ağaca asın ve diş macunu dahil çadırda hiç bir yiyecek bırakmayın. Bu bölgenin şakası yok yani gece çadırınıza ayı dahi gelebiliyor. Yanınızda silah bulunduramayacağınızdan en azından olası tehlikeli bir durum için yanınıza biber gazı alın.

EN ÖNEMLİ ZORLUKLAR

Uzun süreli doğa yürüyüşü

Teklanika Nehri

Yol boyunca ıslak ve balçıklı topraklar

Ayılar

Sinekler

Yukarıda saydıklarım bu yolu yürümek için en temel ve başta gelen zorluklardır. Lütfen bunları dikkate alınız ve göz ardı etmeyiniz.

Sihirli Otobüs’ün orijinal fotoğrafını da şuraya iliştirip hepinize keyifli seyahatler diliyorum…

Google Map’de Stapede Trail olarak aratmanız gerekiyor.