1) Maldivler, Elektirikli Motosiklet, Kapalı Teyze

 

Maldivler seyahatimin son günlerinde Maldivler’in başkenti Male’nin batısında bulunan Villingili adındaki yerel adaya keşfe çıkmıştım. Adada araç yok denecek kadar azdı ama motosikletli bir kaç kişi bulunuyordu. Aylak aylak dolanıp sağı solu izlerken bir yandan da parmak kaldırmaya devam ediyordum. Daha sonra ilginç bir şekilde elektrikli motosikleti olan başörtülü bir teyze yanımda durdu. Şaşkınlık içinde ona baktıktan sonra selam verdim. Karışılıklı selamlaştıktan sonra;

-Benim için mi durdun?

-Evet, sen yabancı mısın? Nerelisin?

-Türkiye’liyim.

-Oo kardeş ülke. Atla hadi sana adayı gezdireyim.

Böylelikle Maldivli yerel teyze bana elektrikli motosikleti ile adanın her tarafını gezdirip, bir de rehberlik yaptı. Çok teşekkür ederim gönlü zengin teyzem…

2) Hindistan, Varanasi’den Müthiş Bir Anı

Bana Yemek ısmarlayan Rikşa sürücüsü

Tren garına ulaştığım dünyanın en mistik şehri Varanasi’nin merkezine doğru yol almaya yeni başlamıştım. Asya kültürünü ve Hindistan’ı bilen bilir. Taksi ve tuktuk (3 tekerlikli motosiklet taksiler) hiç bıkmadan sıkılmadan sürekli yanınızda durup sizi ikna etmeye çalışıp kornaya basarlar. Şehir merkezine doğru bir yandan yürüyüp, diğer yandan otostop çekerken Rikşa diye adlandırılan bisiklet ile yolcu taşıyan bu adam yanımda durdu. Adama istemiyorum dememe rağmen sürekli ısrar etti. Ben 3 adım gidiyordum o arkamdan geliyordu. Sürekli peşimden gelip ısrar etmesinden bunaldığım için ona dönüp ‘Bak gerçekten istemiyorum. Benim buna binecek param yok’ dedim ve bana ‘Para istemiyorum gel’ dedi. Bunun Hindistan’da taksicilerin kullandığı bir taktik olduğunu biliyordum ama bu adamın ısrarına daha fazla dayanamazdım. Yolculuk sonunda isterse veririm parasını diyerek atladım Rikşa’nın arkasına.  Yolda bir ara durup mola verip bana kahve ısmarladı. Varanasi şehir merkezine ulaştıktan sonra bir tane restoranın önünde durdu bana eliyle işaret yapıp burada bekle dedi. Bir süre bekledikten sonra geri geldi ve ‘gel yemek’ diyerek beni içeriye davet etti. Çok fazla şaşırmıştım. Adam yolculuktan para almadı, üzerine kahve ısmarladı ve en son restorana girip bana yemek ısmarladı. Yalnız yemeğin parasını ödeyip gitmek istedi çünkü çalışması gerekiyormuş. Bu durumu ister istemez kabul etmek zorunda kaldım çünkü Hindistan’da 45. günümdeydim ve onların kültüründe bunu reddetmenin oldukça kırıcı olduğunu biliyordum. Adama bir saniye diye işaret ederek beklemesini istedim. Ona para veremezdim çünkü bu durum çok ayıp olurdu. Bu yüzden ona hatıra olarak sırt çantamdan bir şeyler vermek istedim. Yolculuğumun başında 13 kg olan sırt çantamda sağa sola sürekli hediye dağıttığım için pek fazla bir şey kalmamıştı. Ona ne vereyim diye düşünürken en sevdiğim tişörtümü hediye etme fikri aklıma geldi. İlk başta almak istemese de, biraz ısrar ettikten sonra hediyemi üzerine giydi ve bir hatıra fotoğrafı çekildik. Ahh canım Hindistan! Kitap yazarım sende ki hatıralarımdan kitap. Yolumuza hep böyle güzel ve iyi insanların çıkmasını dileyip, bu hikayeyi de burada bitiriyorum.

3) AT ARABASI,HİNDİSTAN

At arabasıyla otostop çektikte, çekmedik mi dedik?

Hindistan’ın pembe şehri olarak anılan Jaipur şehrini bilenler bilir. Şehrin merkezine girilen büyük bir kapı vardır. Bu kapıdan sonra oldukça uzun, üzerinde aklınıza gelebilecek ve gelemeyecek her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz uzun bir yol vardır. Jaipur’u gezip dolaştıktan sonra akşam kalacağımız yere dönerken, yine otostop çekmeye başlamıştık. Ancak araçlar yerine sürekli sürekli tuktuk ve taksiler duruyorlardı. Yolda araçların geldiği yöne doğru bakarken, arkadan bir amca ısrarla ”gel gel” diye bağırmaya başladı. At arabasının tepesindeki bu adama amca yapma etme buna binebilir miyiz bizi taşır mı derken, amca bizi çoktan şehrin giriş kapısına kadar getirmişti. Bu güzel at arabası anısı da Jaipur’dan bana unutulmayacak bir otostop anısı olarak kalmıştı.

4)NORVEÇ DONMAYA RAMAK KALA

Norveç’in dünyaca ünlü trekking rotası olan Trolltunga’ya gitmiştim. Dönüş yolunda çok fazla yorgun olduğum ve tüm kaslarım ağrıdığı için Odda’dan Voss Kasabası’na giden son otobüsünü 10 dakika ile maalesef kaçırmıştım. İçimde bu durumun üzüntüsü, önümde 90 kilometrelik yol ve üzerimde tahmin edemeyeceğiniz derecede yorgunluk vardı. Ne yaparım ederim diye düşünürken saat 20.00 sularında hava iyice kararmaya ve soğumaya başlamıştı. Aylardan Eylül’dü ama epey soğuktu. Soğukta uzun süre beklememe rağmen geçen birkaç araba da durmamıştı. Saat 21.00 sularına yaklaşıyordu ve ellerim ve ayak parmaklarım iyice buz kesmeye başlamıştı. Yorgun argın, mutsuz ve üzgün bir şekilde otostop yapmayı bırakıp yürürken arkamda bu resimde ki kurtarıcı abi durdu. Güzergahının Voss üzerinden geçtiğini öğrenince atladım arabaya. Soğuktan çok fazla yamulduğumu fark ettiği için kaloriferi sonuna kadar açtı. Ellerimi aracın kaloriferinin üzerine koyduktan 10 dakika sonra kendime gelebildim. Çok çok fazla teşekkür ettiğim bu abi beni Voss Tren İstasyonu’nun tam önünde bıraktı. Onun sayesinde başkent Oslo’ya olan gece trenime yetişebildim. Tabi ki bu abiyle yaşadıklarım unutulmayacaklar listemde yerini çoktan aldı. Selam olsun güzel yürekli adama…

 

5)SRI LANKA YOLDA YÜRÜRKEN

Asya’nın incisi, tropikal iklime sahip ve %70’i ormanlarla kaplı bir minik damla olan tatlı ülke Sri Lanka’da çektirdiğim bu fotoğrafın yerini maalesef hatırlayamıyorum ama hikaye daha dün gibi aklımda. Bu şehirde tarihi bir mezarı ziyaretten dönerken şehir içinde eğlence olsun diye otostop çekiyordum. Karşı şeritte ve gittiğim yönün aksi istikametinde giden bir araç durdu ve bana korna çalmaya başladı. Araca dönüp dikkat kesildikten sonra arkasındaki bu çocukların bir yandan kahkaha attıklarını bir yandan da elleriyle gel hareketi yaparak beni çağırdıklarını gördüm. Acelem olmadığı için benim gittiğim yöne gitmemelerine rağmen atladım bende aracın arkasına. Çocuklar İngilizce bilmiyordu, ben de onların konuştuğu dili bilmediğimden sürekli birbirimize bakıp güldük. Daha sonra onlar başladılar bağıra çağıra şarkı söylemeye. Ben tabi şarkıyı bilmiyorum ama boş durur muyum? Başladım mırıldanarak eşlik etmeye. Bir yandan şarkı söyleyip, çığlık atıp diğer insanların bize bakışlarına aldırış etmeden deli gibi eğlenirken, diğer yandan da güzel ve kısa bir şehir turu yapmış olduk. Sarılıp veda ederek beni bir yerde indirdiler ve yollarına devam ettiler. Seyahat işte! Nereden neyin çıkacağını bilemiyorsun ve ben bu duyguya bayılıyorum.

6)YARDIMSEVER HİNT ASKERLER

Rishikesh-Yeni Delhi arası otostop yolculuğu

Yine bir otostop hikayesi ve yine Hindistan. Bu macerada Hindistan’ın kuzey doğusundaki Rishikesh şehrinden, hoplaya zıplaya 270 km uzaklıktaki başkent Yeni Delhi’ye gitmeye çalışıyordum. Yolda epey motosiklet değiştirdikten sonra resimde gördüğünüz bebeler bir anda ‘Ne oldu yardıma mı ihtiyacın var?’ diyerek etrafımı sardılar. Bende onlara otostop çekerek Yeni Delhi’ye gittiğimi söyledim. Sonra kendi aralarında bir anda seferber olup hızlı hızlı Hintçe konuşmaya başladılar. İçlerinden bir tanesi yere çöküp tülbent tarzı bir şey çıkardı ve herkes cebinden 20-30 Hint Rupisi koymaya başladı. Durun yapmayın etmeyin demeye kalmadan biri kolumdan tuttu, diğeri sırt çantamı taşıyıp beni paketleyip Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’ye giden otobüse bindirdiler. Adamlara teşekkür bile edemeden otobüs kalktı. O güzel akşamdan elimde anı olarak sadece bu fotoğraf ve kısa bir video kaldı.

7) Tayland, Baba ile Otostop, Kadın Kamyon Şoförü

  • Tayland Otostop Yolculuğu
  • Tayland Otostop Yolculuğu
    Tayland Otostop Yolculuğu
  • Tayland Otostop Yolculuğu
    Tayland Otostop Yolculuğu
  • Tayland Otostop Yolculuğu
    Tayland Otostop Yolculuğu
  • Tayland Otostop Yolculuğu
    Tayland Otostop Yolculuğu
  • Tayland Otostop Yolculuğu
    Tayland Otostop Serüveni

Dünya turumun 5. ayında uzun uğraşlar sonucunda hayatında ilk kez yurt dışı seyahati yapan panik atak hastası babam yanıma gelmiş daha sonra kulağımdan tutup ülkeye geriye getirmişti. Resim ve videolardan oldukça eğlenceli görünen bu durum beni çok zorlamıştı. Çünkü yaptığım her şeyi iki kişilik düşünerek yapıyordum. Asya gezimizin 19. günü sabahı Tayland’ın ünlü turistik Phuket adasında babamla aramızda şöyle bir diyalog yaşandı;

-Baba hani sen bana nasıl geziyorsun, ne yiyorsun, nerede kalıyorsun, diye soruyordun ya

+Evet.

-Hadi gel seninle bugün Bankok’a otostop çekerek gidelim.

Tayland’ın ünlü Phuket adasından, Başkent Bankok’a 850 km olan mesafe için, güzel anı iyi bir hatıra olur diyerek babamı ikna ettim. İşler ilk başta fazla düşündüğüm gibi olmadı babam çok fazla söylendi ve birkaç kez otobüse binelim diye ısrar etti. Otostop maceramız kısa  mesafeler ile devam ederken, bir benzin istasyonunda bizi alan kadın kamyon şoförü ile oldukça değişik bir maceraya dönüştü. İkimizde hayatımızda ilk kez kadın kamyon şoförü gördüğümüz için ve bizi o götüreceği için oldukça şaşkındık. Ben kamyonlara alışıktım ama babam kamyona bile hayatında ilk kez biniyordu. Onun ve benim için çok değişik bir tecrübe olan bu macera hayatımız boyunca belki de en güzel anım ve otostop maceram olarak kalacaktır. Yolculuk süresinde kamyon şoförü kadın bize yiyecek ve içecek ısmarladı. Babam her ne kadar kabul etmeyip kendi ödemek istese de onu, sende aynısını Türkiye’de bir başka otostopçuya yaparsın diyerek ikna ettim. X kuşağından birine böyle bir tecrübe yaşatıp, ömürlük bir anıya sahip oldum. Yolculuğun en komik tarafı ise ‘Sakın uyuma bende uyumayacağım kadının şoförlüğünü bilmiyoruz’ dedikten 10 dakika sonra saatlerce ön koltukta uyumasıydı. Oldukça ilgi çeken maceramız haberlere de konu oldu. Bu konu ile ilgili duygularımı ayrı bir başlık altında ayrıca yazacağım.

 


Türkiye’de ki Otostop Haberimiz İçin Tıklayınız.

Dünya Çapında ki Otostop Haberimiz İçin Tıklayınız.

Dünya’nın en iyi seyahat sitelerinden Lonely Planet Haberi İçin Tıklayınız.


 

BABAM İLE TAYLAND’DA YAPTIĞIMIZ OTOSTOP MACERAMIZA  AŞAĞIDAKİ VİDEODAN GÖZ ATABİLİRSİNİZ.

 

”Şu hayatta çekmeyi en çok sevdiğim şey otostop’tur.”


Bir Barış Manço sözü ile bitirelim;

”Ömür bitse bile Yol bitmeyecek”


Seyahatleriniz ve otostoplarınız bol olsun.


OTOSTOP YAZISININ İLKİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ