Otostop çekmek kiminin çok sevdiği veya mutlaka tecrübe etmek istediği, kiminin nasıl yapıyorsunuz yahu ben hayatta tanımadığım insanın arabasına binmem ya da tanımadığım kimseyi aracıma almam dediği, yıllardır da bu iki tartışma arasında sallanıp giden bir eylemdir. Otostopun tehlikeli yanı aracına bineceğiniz ya da aracınıza alacağınız insanı tanımamanız ve onun kötü çıkma olasılığıdır. Bu durum haricinde bazı ülkelerde otostop sonunda sizden para isteyebilirler ve bununla bağlantılı olarak tartışabilir hatta kavga edebilirsiniz. Benim gözümde en tehlikeli olan şey ise son yıllarda ülkemizde de birkaç kere yaşanan otostop yaptığınız aracın kaza yapması ve bu kazanın ölümle sonuçlanmasıdır. Yine biraz klişe olacak ama bu durum kimine göre gerek yok yapma, kimine göre insanın kaderinde varsa zaten olur diye daha uzun süre tartışılıp gidecek olan diğer bir olgudur. Dünya’nın bir çok ülkesinde otostop çekme deneyimine sahip olan birisi olarak bana göre otostop, ücretsiz bir ulaşım aracından çok, hayata farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayan, değişik insanlarla tanışıp oldukça değişik bilgiler edindiren, deneyim adına çok şeyler öğretebilen bir öğretmendir. Ben bu yazımda otostopun nasıl yapıldığından, nelere dikkat edilmesi gerektiğinden ziyade aklımda kalan kendimce güzel, değişik ve eğlenceli bulduğum dünyanın dört bir yanından favori otostop anılarımı kısaltarak sizlerle paylaşacağım.

1) İlk Anımız Canımız Ciğerimiz Türkiye’den Rize Yukarı Kavrun Yaylası

Resimde ki anım ülkemizin en nadide doğa güzelliklerine sahip olan Karadeniz’in incisi Rize’nin Yukarı Kavrun Yaylası’ndan. Kamp macerasına gittiğimiz Yukarı Kavrun Yaylası’ndan aşağıya inerken 7-8 kişi atladığımız bu pikap tarzı araçta oldukça eğlenmiştik. Olayın en ilginç tarafı ise Rize’li olan şoförümüzün arada gaza gelip kulağımızın dibinde tabanca ile dan dan dan havaya ateş açmasıydı.Boş kovan mermileri hemen tepede oturan benim az biraz üzerime sıçradı desem abartmış olmam.Hey gidi günler. Kare 2015 yılından.

2) Hindistan Kapıları Olmayan Kamyon

  • EvrenselAdam Hindistan Otostop Macerası
  • EvrenselAdam Hindistan Otostop Macerası
  • Hindistan Otostop Maceraları Kapıları Olmayan Kamyon
  • Otostop severler parmak kaldırsın
  • Evin utangaç küçük kızı

 

Hayatımda en çok otostop çektiğim ülke Hindistan olduğu için buradan bir hikaye olmazsa olmazımızdır.Güney Hindistan’ın Visakhapatnam şehrinden 850 km’lik bir Chennai serüvenine başlamıştım. Gözümde gözlüklerim, kafamda kaskım bir motosikletten inip diğerine binerken bir kamyoncu amca durdu ve beni aldı. Kamyona bir baktım kapıları yok.Çok fazla sorgulamadım atladım içine. İçerisi çok sıcaktı ama kamyon hareket ettikten sonra başladı püfür püfür esmeye.Güzel esinti eşliğinde kamyoncu amcaya teşekkür edip, biraz sohbet etmeye çalıştım ama hiç İngilizce bilmediği için fazla sohbet edemedik. Çok fazla yorgun olduğum için arkadaki yatak kısmına geçip esintinin altında uyuyakalıp, saatlerce uyumuşum.Uyandığımda bir yere park ettik ve kamyoncu amca eliyle işaret ederek yemek yemek için beni ailesinin evine davet etti. Yaşasın beden dili!! Kızı biraz İngilizce biliyordu ve bana durumu anlattı. ”Babam telefon ile bizi aradı yemek molası için eve uğrayacağını yanında da tanrı misafiri olduğunu söyledi. Sen evimize gelen ilk yabancı misafirsin. Geldiğin için çok teşekkür ederiz.”

-Nerelisin?

-Türkiye

-Hmm orası neresi bilmiyorum.

Evin içi 1950’den kalma eşyalar ile doluydu. Çok eski bir televizyon ve üzerine örtülmüş, zamanında bizim annelerimizin de kullandığı dantel örtü tabi ki gözümden kaçmamıştı. Yemeğin ardından birkaç kare almak için fotoğraf makinemi çıkardım. Evin küçük kızı merak dolu gözlerle fotoğraf makinemi inceledi. Hatıra fotoğraflarından sonra elimde muz ile evin dışına çıktım. Çıkar çıkmaz çevredeki maymunların saldırısına uğradım. Zaten göz açıp kapatana kadar çoktan muzu elimden alıp kaçmışlardı. Çevresi maymunlar ve ineklerle dolu olan bu küçük köy evinden yolculuğuma devam etmek üzere ayrıldım. Yolda seni alan bir kamyoncu hiç tanımadığı bir adamı evine yemeğe davet etti. Olayın diğer ilginç tarafı ise biz adamla yemek yerken eşi ve çocuğu masaya oturmayıp, sürekli ayakta garson gibi dikilip bize hizmet ettiler. Zaten hayatımda ne kadar ilginç olay varsa yarısını tek başına Hindistan kaplar. Hindistan’da 70 gün 10.000 km üzeri seyahat ettim.

3) Rishikesh, Himalaya Dağları, Motosiklet

Yine Hindistan’dan. Hindistan’ın kuzeyinde ki Himalaya dağlarının eteğinde bulunan ve Yoga’nın başkenti olarak bilinen Rishikesh şehrine bir arkadaşımın daveti üzerine spontane bir şekilde gittim. Arkadaşım yoga kursunda olduğu için tek başıma çıkıp aylak aylak dağın kenarında yürürken, arkadan gelen bir motosiklet gördüm ve parmak kaldırdım. Ardından adam sordu;

-Nereye gidiyorsun.

-Bilmiyorum öyle gidiyorum. Sen?

-Bende bilmiyorum. Öyle geziyorum. Gel beraber gezelim istersen.

-Olur

Der ve motora atlarım. Himalaya dağlarını boydan boya saatlerce gezdiren bu arkadaş bazı günler canı sıkılınca motosikletini alır böyle dağların kenarında gezermiş. Bulunduğumuz yola ve Himalaya’lara dair çok güzel bilgiler veren bu arkadaş, ardında detaylı bir Rishikesh merkezi gezintiside yaptırdı. Kendine iyi bak dostum özleniyorsun.

3) Avusturya’lı Aile, 1972 Model Karavan

  • Alman Çocuklar ile Hırvatistan'a Otostop Çekerken
  • 1972 Model Mercedes
  • EvrenselAdam Otostop Karavan
  • Aile ile Hırvatistan Ovalarında Hatıran Resmi
    EvrenselAdam Özgürlük
  • Özgürlüğü Sonuna Kadar Hissediyoruz
    EvrenselAdam Özgürlük
  • EvrenselAdam Özgürlük
  • Aile'nin Gençlik Yıllarında Otostop Çeken Karizmatik Babası
    EvrenselAdam Otostop Maceraları
  • Hırvastistan, Polisin Bizi Almadığı Sınır
    EvrenselAdam Otostop Hırvatistan
  • Kızları Arkada Kitap Okurken
    Karavanlı Süper Aile
  • Aile'nin Minik Tatlı Köpeği

Avusturya’nın Graz şehrinden telefonunum ekranı kırıldığı için yer yön bilmeden memlekete dönmeye çalışıyordum. Graz’ın şehir dışında kavşakta beklerken, 2 tane daha sırt çantalı çocuk geldi. Alman çocuklarla tanıştıktan sonra kalabalık ve 3 kişi olduk şansımız iyice zorlaşır derken, 1972 model Mercedes minibüsü karavana çevirmiş ve Yunanistan’a doğru yol alan bu tatlı Avusturya’lı aile durup, hepimizi aldı. Çok fazla şaşırıp aşırı mutlu olmuştuk. Güzel macera yaşadığımız bu aileyle Hırvatistan sınırında yanlış kapıdan girdiğimiz için geriye dönerken, resimde gördüğünüz muhteşem ötesi ovayı bulduk. Arabayı park edip, inip saatlerce çocuklar gibi oynadıktan sonra yolumuza devam ettik. Adam gençken çok fazla otostop çekmiş bu yüzden kültürü biliyor. Beni gece Sırbistan sınırında bırakıp feriye kamp dönecekleri yere doğru yola koyuldular. Bu anıda sevdiğim anım olarak hafızamda yerini aldı.

 

4) Sırbistan,Cimbomlu Mustafa Abi

Hırvatistan-Sırbistan sınır kapısı otostop çekerken hayatımda en yoğun aracın olduğu, ama en çok beklediğim yerlerin başında gelir. Gece 12 gibi ulaştığım sınır kapısından araçların içinden yürüyerek memurun olduğu yere geldim. Bana bakarak ‘tek misin araç yok mu? diye sordu. Bende ona ‘Evet aracım yok yürüyerek gidiyorum’ dedim. Görevli memur ilk başta biraz şaşırdı sonra hafif dudaklarını büzerek peki dedi ve giriş damgasını vurup beni yolladı. Hırvatistan sınır kapısından çıkıp, Sırbistan sınır kapısına doğru gidip yine aynı şekilde yürüyerek giriş yaptım. Zaten bu gezimde 4-5 sınır kapısını yürüyerek geçip, oldukça komik anılara sahip olmuştum. Sınırı geçtikten sonra hemen sağda arabaların park ettiği yerde yarısı Türk olan araçların içinde sabah 5’e kadar parmak kaldırdım ama duran olmadı. En son sağ tarafta duran Türk plakalı kamyonlara tek tek rica edip durumumu anlattım. İçlerinden Hasan abi, beni kabul etti ve yola koyulduk. Hasan abi ile sohbet ederken 6. dakikada uyuya kalmışım. Sabah 11 gibi beni uyandırarak hadi yemek yiyelim dedi. Mekanın adını hatırlamıyorum ama yıllardır bu yollarda git gel yaptıkları için her yeri çok iyi biliyorlardı. Muhteşem bir sulu et yemeğinden sonra mola da diğer kamyoncu arkadaşlar ile tanıştım. Beni kısa sürede çok sevip, ehliyet aldırıp aralarına katacak iyi anlaştık. Orada Mustafa abi ve diğer 4 kamyon şöförü ile kaynaştık. Ardından ben yine Hasan abinin kamyonda 3 kamyon arka arkaya yola koyulduk. Yolda şakalaşıp, sen öne geç bilmem ne deyip, yan yana gidip eğleniyorlardı.Bende kendimce ilk kez böyle değişik bir deneyim yaşadığım için oldukça eğlendim.Molada yine hep beraber oturup sohbet ettik. Yahu bu kamyoncularda bir hikayeler var, bir hikayeler var anlatamam. Nerede ne yenir, nereden en güzel el yapımı içki alınır v.b tam bir ayaklı bilgi makinaları yemin ederim.Mustafa abi molada bana pastırma nasıl kurutulur, kamyonun neresine asılır gibi genel bilgiler verdi. Arada fotoğraf ve video çektik ama yorumlar beni tam anlamıyla kopardı. Bulgaristan’a kadar beraber seyahat ettiğim bu müthiş yardımsever pozitif insanlara onlar kuyruğa girdikleri için veda etmek zorunda kaldım. Kendinize iyi bakın tekrar bir yerlerde karşılaşmak ümidiyle.

 

5) Hindistan, Misafirperver Köy ve Benim İçin Seferber Olan Halk

Olmazsa olmazımız yine canımız Hindistan. Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’den Rishikesh’e otostop çekmeye henüz başlamıştım. Resimlerini gördüğünüz elemanlardan bir kaç tanesi henüz şehrin 20 km dışına çıkarken elimden Rishikesh kartonunu görüp bir anda durdular. Bana ‘atla gel hadi Rishikesh’e gidiyoruz’ dediler. Bende ‘ne motorla mı ne alaka?’ dedim. Daha sonra aman ne olcak çok olsa kaçırırlar dedim atladım motora. Bir kaç km yol katettikten sonra motorla ara sokağa girdiler.Galiba ciddi ciddi kaçırılıyorum derken, bir futbol sahasında durdular. Top oynayan diğer çocuklar geldi. Beni alan motosikletli grubun içinde bir tanesi kaptanları gibiydi ve aralarında İngilizce bilende oydu. Beni diğer çocuklar ile tanıştırıp, ‘bakın bu benim Türkiye’den arkadaşım’ diye artistlik yapıyordu. Millet bir anda seferber olup benimle Selfie (Özçekim) çekmek için sıraya girdiler. Ben hala dumur bir şekilde olayları idrak etmeye çalışıyordum. Ardında beni tekrar motora bindirip, arkasında bütün köyü dolandırıp, ara sıra yolda tanıdıklara denk geldiğinde durup, yine aynı şekilde ‘bak bu benim Türkiye’den arkadaşım hadi onunla tanış diyordu. Bense hala ortama alışmaya çalışıyordum. Bir ara bana dönüp ‘aç mısın’ dedi. Cevap kısa ve net ‘evet’. Köyün meydanında bir tane restaurant’a gittik. Az acı demelerine rağmen dehşet acı bir yemek ısmarladılar. Ben yemeğimi yerken restaurant dışında herkes cama yapışmış beni izliyorlardı. Ne oluyor yahu ne var bende bir türlü anlayamadım. Bizim ki yine artistlik el kol yapıp, çekilin arkadaşımı rahat bırakın diyordu. Beni resmen sahiplendi.Yemekten sonra beni bir eve davet ettiler ve aşiret gibi yan yana dizilip oturudular. Ortada ki büyük koltuğa da beni oturttuktan sonra yine etrafıma dizilip, benimle konuşmaya gayret edip, resim çektirmeye devam ettiler. Kendimi tam kral gibi hissetmeye başlamışken, elime nedenini yine anlamadığım bir şekilde minicik bir bebek tutuşturdular.

-Al bebek

-Peki ver

Bizim bilgiç eleman çılgın gibi beni herkesle tanıştırıp, bak arkadaşım Türkiye’den geldi diye devam ederken, ona çok yorgun olduğumu ve bana uyumak için yer bulup bulamayacağını sordum. Hemen beni motora bindirip evine götürdü. Önce 15 kişilik ev ahali ile tanıştıktan sonra, bana odasında ki yatağını uyumam için verdi. Bir kaç saat kestirdikten sonra uyandım bizim eleman beni yine evde ki diğer insanlar ile tanıştırmaya devam ediyordu. Yahu ne büyük ailesiniz siz. Akşam düğün olduğunu katılırsam çok eğleneceğimi söylediler ama ben Rishikesh’de ki arkadaşıma söz verdiğim için ayrılmak zorunda olduğumu söyledim. Mahalle resmen çete bende liderleri gibi motosikletlere doluşup, beni bırakacakları ana yola doğru yola koyulduk.Akşam üstü saati olduğu için çok kalabalıktı. Ardından yoldan geçen bir ambulansı durdurup, yolluğumu elime tutuşturduktan sonra bizi varınca ara diyerek beni ambulansın arkasına bindirdiler. Bu elemanlarla tanımam yaşadıkların ve o an ambulansın içinde oluşum; her şey o kadar hızlı olmuştu ki gerçekten ne olup ne bittiğini idrak edememiştim. İdrak edebildiğim tek şey ambulansın arkasında 2 tane adam ile elimde cipsim ve meyve suyumla Rishikesh’e gidiyor olmamdı. Sizlere de selam olsun gençler…

 

6) Almanya,Otostop,Alman Polisi

  • Ne tatlı bir Polis'tin sen 🙂
  • Birlikte otostop çektiğimiz dünya turuna çıkmış olan Rus bebesi Yuri
  • Hoşçakal
  • Bir Rus ve bir Türk Otostop Çekiyor
  • EvrenselAdam Otostop

Alman polisi çok set ve gaddar diye bir söylem duymuştum. Gerçi aynı şeyi Amerika polisi içinde duydum ama Amerika’dayken çevirmeye girdiğim polis tam bir melek çıkmıştı neyse konuya dönüyorum. Almanya’nın Stuttgart şehrinden, güneye doğru yola koyulmuştum. Tren ile şehrin çıkışına kadar gidip otobana bağlanan yolun  köşesinde, durup başladım otostop çekmeye. Aradan geçen 2 saat sonunda tek bir kişi bile durmamıştı ama yolun karşısında yürüyerek çılgın bir çocuk elinde kartonu ile el sallayarak geldi. Bu Rus bebesi Yuri. Yuri ile hemen tanışıp kaynaşıp beraber otostop çekmeye başladık. Yol kenarında çılgın şaklabanlıklar, hareketler de diğer bir 2 saate neden olmuştu. Ümitlerimiz oldukça fazla tükenip, modumuz inanılmaz düşmüştü.

-Madem kimse durmuyor bende özel kostümümü çıkaracağım.

-Özel kostüm ne Yuri

Yuri resmen şaka gibi bir çocuktu. Bu Ruslar harbiden bizim gibi deli insanlar. Yuri’nin özel kostüm diye adlandırdığı şey bir komik bir İspanyol dans kostümüydü. Yol kenarında soyunup ciddi ciddi onu giydikten sonra; Amigo, Amigaaa,Muy Bien diye bir yandan bağırıp, diğer yandan da parmağını kaldırıyordu. Ben ise bir yandan gülme krizine girip, diğer yandan Yuri’ye eşlik ediyordum derken yoldan geçen bir devriye polisinin ilgisini hemencicik çekiverdik. Polis arabası yanımıza geldi ve içinden bekletilerin üzerinde olan güzel, sarışın bir memur bayan indi. Yuri başladı İspanyolca,Rusça İngilizce birşeyler söylenmeye. Kısa bir sohbetin ardından 1 kadın ve 1 erkek olan polisler enerjimizi sevdiler ve bize ‘normalde bir kesinlikle kural gereği araca kimseyi almıyoruz ama bugün çok sakin ve pazar onun için bir seferlik kuralları çiğneyebiliriz’ dediler ve bizi araca alıp daha rahat otostop çekebileceğimiz 25 km uzaklıkta ki petrol ofisine bıraktılar. Dedikleri gibi orada yarım saatlik bir bekleme ardından Yuri ile vedalaşıp yolları ayırdık ama polisle bir hatıra fotoğrafı çekmeyi ihmal etmedik. Yuri, umarım hala dünya turuna devam edebiliyorsundur ve verdiğin mail adresi yanlış o yüzden sana fotoğrafları hala gönderemedim dostum üzgünüm. Tekrar karşılaşmak ümidiyle Yuri ve sen güzel memur  bu güzel anı için teşekkür ederim.

 

7) Münih, Gece Yarısı Ümitlerin Bittiği An..

Münih sınırları dışında gece 12 ‘de yoldan alan REİZ

Evet çünkü o an bulunduğum yer Almanya’nın Münih şehrinin çıkışı, tam dönemecin orada duruyorum saat gece 12’yi geçmiş ve hiç kimse durmuyor. Bir buçuk saatlik umutsuz bir beklemenin ardında resim deki bu eleman normalde hiç durmamasına karşın gecenin o karanlığında durdu ve beni o dandik yerden kurtardı. Şu an bunları yazarken bile hala kendi kendime bu adam nasıl durdu ve beni aldı diye sormadan edemiyorum çünkü Avrupa otostop konusunda Asya gibi değildir. İnsanlar gündüz bile oldukça çekimserken bu Audi A3 sahibi kardeş minik Yiğit’i o dandik yerden kurtarıp 100 km götürüp evinin yakınında ki petrol ofisine kadar bıraktı. Helal olsun reyis sen beni hatırlamasanda ben seni hala hatırlıyorum.

8) HİNDİSTAN KAMYON ŞÖFÖRÜ

Hint insanı ve onlarla yaşadığım hikayelerden rahat bir kitap yazabilirim. Bu hikayemizde ise, dünyanın en büyük 2. tren hattına sahip olan Hindistan’ın Jaipur şehrinden Yeni Delhi’ye gitmeye çalışıyorduk ama tren için eğer herhangi bir bilete ya da rezervasyona sahip değilseniz, şansınız mucizelerinde ötesinde. Tren istasyonunda ki manzara; millet balık istifi gibi birbirlerinin üzerine çıkmış hatta bununla da yetinmeyip trenin üzerine çıkıp oradan eşarp battaniye tarzı şeyler sarkıtıp gel diyen insanlar vardı. Bu kaos ve tren istasyonunda ki kargaşadan kendimizi dışarıya atıp, direk en yakın ana yola gidip otostopa başlamıştım. O araç senin bu araç benim derken resimde ki yaşı benden küçük olan kamyoncu ile tanıştık. Adam hiç İngilizce bilmiyordu ama o kadar yardımseverdi ki sizlere anlatamam. Yol boyunca sohbet edebilmek iki kelime bir şey anlatabilmek için kendini çabaladı durdu.Bir ara yolda mola verip yemek,meyve,sebze,içecek ne varsa kamyona doldurup kamyonda bir güm havası yarattı. Yolculuk sırasında bana eşinin ve çocuklarını gösteren bu kalbi güzel adam, daha sonra adımı soyadımı alıp bir kağıda yazdı. birlikte olan yolculuğumuz sona erdikten 2 hafta sonra bir telefon beni aradı. Arayan kişi İngilizce konuşuyordu ve bu kamyoncunun arkadaşıydı. Bana ‘Arkadaşım o gün seninle sohbet edemediği için çok üzülmüş, bana olayı anlattı. Siz onun hayatında tanıştığı ilk yabancı insanlarsınız. Elinde olsa sizlere daha fazla yardım etmek isterdi. Senin için kendisine bir Facebook adresi açtı ve arkadaşlık isteği gönderdik. O gün sağ sağlım varıp gideceğiniz yere ulaşabildiniz mi diye de ayrıca merak etmiş. Şu an yanımda karısınıda sizlerden bahsetmiş ve sizinle tekrar görüşmeyi umuyor’ dedi. Adam ile telefonu kapadıktan sonra şöyle bir boşluğa gözlerim daldı ve uzun bir süre sessizce düşündüm. Sadece yolda yabancıları alan ve hayatında ilk kez bir yabancı ile tanışan kamyon şöförü, günlerce İngilizce konuşan bir arkadaş arıyor. Bizi merak ediyor durumu arkadaşına anlatıp telefon üzerinden 2 hafta sonra  beni arattırıyor ve benim için Facebook hesabı açıyor. Söyleyeceklerim burada bitti bence daha fazla bir şey yazmaya gerek yok…

 

”NOT; DÜNYADAN KISA OTOSTOP ANILARI-2 OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ”