Aamir Khan Kimdir?
Öncelikle, popüler gençlik grubumuz, InterrailTürkiye’de ki  kalbi güzel insanlara, kurucusu gönlü zengin kardeşim, arkadaşım (ALİ) PlansızGezgin Bestami Köse’ye ve Hindistan uçak biletini almamız için  1000 TL gibi bir miktarı sırf kendi gidemediği için bir başkası gitsin diye yardımda  bulunan gönlü aynı zenginlikte ki güzel insan Atacan Altuncan‘a en içten en gönülden geç kalınmış teşekkürü borç bilirim.
 
 
Popüler gençlik grubu çünkü henüz 2013 yılında küçük bir oluşumken  benim de üyesi olduğum gün ve gün gitgide büyüyen bu grup sayesinde, bir takım yeni nesil gençlik, Y kuşağı sırt çantasını, gezmeyi, keşif etmeyi sorgulamayı öğrendi. Bir zamanlar kafa da çok büyütülen Avrupa gezisinin o kadar da zenginlik gerektirmediğini, büyük olmadığını vize alımının gözde o kadar büyütülmemesi gerektiğini öğrendi ve ”yardım” kelimesine elle tutulup göz ile görünmeyen bir sürü anlamlar yüklendi. Kamp, gezmek, otostop temaları insanlara daha çok sevdirildi bir sürü gencimiz, yaşlımız bunu alışkanlık haline getirmeye başladı. Doğunun farklı illerine tamamen gönülden ihtiyaç yardımları yapıldı. Sırf matrak muhabbet olsun diye tren ile kompartımanlar kapatıldı, Karadeniz gezileri yapıldı, sırt çantaları ile düğünlere gidildi v.b. Kısacası daha önce hiç yapılmayan şeyler yapılıyor ve yapılmaya da devam ediyor Bu ruh gitgide büyüyor, daha güzel proje ve organizasyonlara imza atıyor. Hikâyeyi anlatırken tam anlatalım dedik. (Uzun ve sıkıcı dersen kardeşim seni sağ üstte ki x tuşuna ya da Apple da soldaki üst x tuşuna davet ediyorum)
www.Interrailturkiye.com.tr

 
Tam anlatmalıyım çünkü çok sevdiğim ‘KARMA’ kelimesine dair tuhaf şeyler yaşadım. 15 günlük  evden Hindistan diye başlayan tur yine dünya turuna dönüştü. 6 ay spontene bir gezi yaptım. Son bir ayında da hayatında hiç yurt dışına çıkmamış babam tam 50 dolarım kaldığında İstanbul’dan insanların desteği ile yanıma geldi. Babam, arkadaşları Nadir ve İbrahim ağabeyimiz ile çok güzel bir gezi gerçekleştirdik. Akabininde babama otostop nasıl yapılır onu öğrettim ve Tayland’da Phuket-Bangkok şehirleri arası otostop yaptık. Konaklama konusunda da hostel ile tanışmış oldu. Sonra beni zar zor Türkiye’ye geriye getirdi. Hindistan insanını ve kültürünü dibine kadar yaşadım. 9000-10000 km civarı otostop, kaçak trene binerek yol yaptım ve tam 650 dolar ile (uçak biletleri hariç) bu geziyi tamamladım. Hint insanını yardımseverliğini tattım, otobüslerde, garlarda, parklarda, kliselerde plajlarda ve krişnanın evinde uyudum.
Hikaye nasıl başladı?
İşte, yine bu grubun yaptığı gezilerden bir tanesi olan Karadeniz gezisine işten atılma sonucu, geziden 1 gün önce Bestami ile hamam sefası yaparken,  Bestami aklıma girip kandırıp beni de geziye davet etmişti. İşten atılmanın verdiği moral bozukluğunu da (neden bozulduysa) öne alarak böyle bir gezinin bana iyi geleceğini düşünerek, hayatımda klişe olan son dakika golleri ile geziye katıldım. Yanımda sırt çantam bile yoktu. Her neyse 1 hafta boyunca Safranbolu’dan başlayıp aynı otobüsün içinde 50 kişi ile kaynaşa kaynaşa yukarı kavrun yaylasına  gönlümüzün Norveç’i Aydere, Gürcistan Batu’ma kadar muhteşem bir yolculuk geçirmiştik. Çok az uyumuş çok gezmiş çok yorulmuş çok eğlenmiş fazla da soru sormamıştık.Gezi sonunda, bütün çekilen fotoğraf ve videoları birbirimize vermek için klişe  olan bir Whatsapp grubu kurduk. Fotoğraf ve video işlemlerini çoktan bitirmiştik ama grubu kapatmamıştık. Arada sıra da buradan gezi ve genel hayat üzerinde sohbetler gerçekleştiriyorduk. O zaman diliminde çok ciddi bir şekilde uyku problemi çekiyordum. İşten atılmadan önce de her akşam Güney Amerika haritasına bakıp fırsatın ne zaman geleceğini bekliyordum. Sabahlara kadar Sibirya ekspresi notları ve gezi yazıları okuyordum. Hayatımda bir boşluk ve bir burhan dönemi başlamıştı. Ben de her zaman yaptığı yapıp kendimi spora verdim. Tam bu arada WhatssApp grubundan bir arkadaşımız,  bir proje için Hindistan’a gitmesi gerektiğini ama dil bilmediği için hem dil hem de gezi konusunda yardımcı olabilecek birini aradığını belirtti. Ben de benim yardımcı olabileceğimi söyledim. Arkadaşın adını iletişimimiz olmadığı için yanlış anlaşılmaması açısından belirtmiyorum.Sonuç olarak bu gezi de hep kamp yapmış hiç otelde konaklamamıştık.
Velhasıl kelam son günlerde gezememenin ve sırt ağrılarının verdiği burhanlı dönemde kendimi biraz İstanbul’da eve kapamıştım.
Cumartesi günü üniversiteden arkadaşım Gizem Söğütlünün doğum gününü kutlaması için bir araya geldik. Arada da birbirimize yılbaşında ne yapıyorsun sorusunu sormayı ihmal etmedik. Hayatım boyunca genel olarak son 2 geceye kadar yılbaşı hep bir plansızlık hep bir belirsizlik olmuştu. Doğum günü kutlamasından sonra eve döndüğüm de yine içimde yine garip bir sıkıntı vardı. Yakın tarihte yaptığım kapsamlı 2. Interrail  Avrupa turunun etkileri yavaş yavaş geçiyordu. Sonra ortak Whatssapp grubunda ki arkadaşımızdan bir cümle geldi‘Arkadaşlar ” Ben bir iş görüşmesi için Hindistan’a gideceğim ama İngilizcem yok gelirim yardımcı olurum diyen var mıdır? ‘ Ahaam dedim benn!  Ama yeterli param yok uçak bileti alamam. Grup içinde ki diğer arkadaşımız Atacan Altuncan da gelmek istediğini belirtti ama kendisinin izin problemi olduğunu söyledi. Bunun üzerine küçük çaplı bir çözüm bulma çabasına girildi. Çabanın sonucu Ethem Çakır kardeşimizden çıktı ve madem hepimiz gidemiyoruz aramızdan bir kişiyi gönderelim dediler. Kendisi sağ olsun benden bu meblağ çıkar diyerek bir dayanışma ortamı başlattı.
Tek amaç vardı oda Hindistan’a gitmek. Gittikten sonra ne yaparız ne ederiz pek de bir önemi yoktu. Klişeleşmiş Türk mantığı ile hele bir gidelim de sonunu düşünen kahraman olamaz hesabı vardı. Neyse bu arkadaşlar sağolsunlar 3-5 bir şeyler topladık ,Atacan Altuncan kardeşimizin büyük katkıları belirli bir meblağ elde ettik ama daha lazımdı. Başladım İnternetten evde  ne bulduysam satmaya eski wii mi?dersin freeshop dan aldığım içkiler, i-pad  ne bulursam satmaya nakite çevirmeye çalışıyordum. Bu arada konu gittiğimiz arkadaşın ve onun projesi, burada detay veremeyeceğim çünkü onunla ilgili ama Aamir Khan i bulup bir şekilde ulaşıp projesini anlatması gerekiyordu.
Arkadaşın dilinden “Normalde proje için Şubat’ta gitmem gerekiyordu ama edindiğim bilgilere göre kendisi Ocak 1 de ülkeden ayrılacak filmi için Amerika’ya gidecekmiş. Bu sebepten dolayı o Mumbai’den ayrılmadan onunla görüşmem gerekiyor. Ne yapacağımı bilmiyorum Yiğit ama bu Perşembe ya da Cuma orada olmamız lazım.” Evet, bu arada günlerden Pazar toplamda 4-5 gün var ben hala ne yapıyoruz ya diye arada kendime sormadan edemiyorum. Hadi, Kadıköy-Hindistan kalkıyor ağabeycim.
Sırf kendi gidemediği için bir başkasının gitmesine vesile olan ve uçak bileti için 1000TL yardımda bulunan Atacan kardeşim

 
 
-Elimiz de bir adres var mı?
-Ofisinin adresi var. Aamir Khan production.
-Gidelim de buluşamasak bile yönetmeni ile görüşürüz en olmadı Hindistan’ı gördük deriz dönüş parası da yok otostop ile döneriz.
Durumumuz çok mantıksızdı. Ortada kesin ve net hiçbir şey yoktu. Bana durumu anlattığında mantıksız geldi ama bugüne kadar bana hep mantıksız gelen şeyleri yapmış olmasaydım, hala İstanbul’un o üst düzey otelinde çalışıyor standart hayatıma devam ediyor olurdum. Her neyse aradım durumu babama anlattım. Babam ‘’Sana ne desem dinlemeyeceğim için laf olsun diye beni arayıp izin alma’’ dedi. ”Peki” dedim kapattık. Henüz gidip gitmeyeceğimiz kesinlikle belli değil ama gidecekmiş gibi çabalıyoruz ve umutluyuz.
Pazartesi sabah arkadaştan bir telefon hadi bugün vize başvurusuna gidelim. Tamam, gidelim derken en son Avrupa geziden döndüğüm de pasaportumu ve gerekli her şeyi (sırt çantası, uyku tulumu v.b) Antalya’ya götürdüğüm aklıma geldi beynime bir anda kaynar sular döküldü. Hemen bir çözüm üretmek için düşünmeye başladım. Pasaportun Salı gününe kadar elimde olması gerekiyordu ama o kadar hızlı nasıl olacaktı. Kargo bazen hata yapabiliyordu.  Önce Facebookdan ki #yardımrail sayfalarını denedim, kargo şirketleri ile görüştüm, internetten bla bla car ile Antalya’dan İstanbul’a gelen insanlara bile yazdım. Sonunda babam tanıdıklar vasıtası ile bir otobüs şirketi bulup sırt çantamı, pasaportumu, fotoğraf makinemi ve gerekli eşyalarımı koyup yolladı.Evet, 1. Etap hallolmuştu ama hiçbir şey kesin ve net değildi. Pazartesi günü gideceğimiz arkadaşın tanıdığı bir vize bürosuna başvuru yapmaya gittik. Orada ki üstün ve süper bilgili arkadaşımın verdiği eksik bilgilerin başıma daha sonra ne tarz işler açacağını o anda bilmiyordum tabi ki. Bana pasaport numaramı sordu ve şu yolda buraya geldiği için söyleyemem dedim. Başvurunuzu yaptık onay gelmesi lazım umarım sizi 1 Ocaktan sonraya atmazlar dedi. Umarız dedik ve çıktık. (Çünkü 1 Ocak’ta bütün planlar mahvolurdu gitmeye gerek kalmazdı.  Aslında bende de hata var zaten bu bölümü okumuş bu işlerde tecrübelisin git kendin araştır dimi ağabeycim ne bırakıyorsun el âlemin adamına.
Neyse ertesi, yani Salı günü sabah kalkıp Alibeyköy’ e benim sırt çantasını almaya gittim. Firma böyle bir şey yok diyor. Hayda sorduk soruşturduk sabah oraya gelmiş ardından da Bayrampaşa otogarına gitmiş. Hay aksi. Atladım oradan bu sefer Bayrampaşa otogarına. Otogar biliyorsunuz büyük. Etrafta telaşlı şekilde koşturarak şu mu o mu? Bu mu? Derken sora sora Bağdat hesabı firmayı buldum. Sırt çantasını alıp içindekileri kontrol edip doğru evin yolunu tuttum. Daha sonra vize için gerekli evrakları toplamaya başladım bir yandan diğer bir stres Noel bayramı sebebi ile uçak bilet fiyatlarının  gitgide artıyor olmasıydı. Taksim, Elmadağ çevresinde işlerimi hallettikten sonra arkadaşı aradım ve durum değerlendirmesi yapıp aşı olayını konuştuk gel hemen Karaköy’e gidiyorum yaptır dedi. Sonra saate bakıp yetişemiyeceğimiz farkına vardık. O arada banka ile ilgili bir soru aklıma geldi.7 adım arkamda ki Garanti bankasına gidip sorumu sormak için beklemeye koyulurken Hindistan kafası sarıklı bir ağabey gördüm tipi de bas bas bağırıyordu hani. E durur muyum? Hayatta durmam böyle konularda hemen bodoslama;
-‘’I am sorry, May I kindly ask are you from India?’’ (Pardon, acaba Hintli misiniz ?)
–  Evet!
Cevabına bizde oraya gideceğiz yarın konsolosluk ile görüşmemiz var falan derken sırada bekleyen gözlüklü sert bakışlı diğer ağabey yanıma geldi. Aralarında Hintçe bir şey konuştular galiba beni kısaca anlattı. Her neyse diğer ağabey de bana dönüp elini uzattı merhabalaştık bana Hindistan konsolosluğunda çalıştığını söyledi. Aa süper dedim ve hemen ardından sordum.
            -‘’Kaç yıldır buradasınız?  İstanbul’u seviyor musunuz? Türkiye’yi ve Türk insanını seviyor musunuz’’. ?????
Kısa bir sohbetten sonra ‘yarın görüşürüz ben  başka departman da çalışıyorum ama umarım görüşürüz’ dedi. Bankadan çıktıktan sonra tuhaf duygular içerisindeydim.