HİNDİSTAN VİZESİ İLE İMTİHANIMIZ!
 
Bak dostum sana söylüyorum. Kafana göre plan yap falan diyoruz ama Yeşil pasaportlu isen ya da ülke vizesiz ise yap tamam mı?
Ertesi günü aracı firma her şeyi halletti mantığı ile Taksim Elmadağ da ki Hindistan konsolosluğunun kapısına yapıştık. Yukarı da çok fazla sıkışma olmasın diye kapıda biraz kuyruk vardı. Yukarıya çıktık. İçeri de biraz eski değişik bir hava vardı. Bakın, bu arada günlerden Çarşamba. Güvenlikten sıra aldık ve sıra bize geldiğinde başvuru formunun olmadığını çevrim içi alındığını söylediler. Adeta şok olmuş ne yapacağımı bilemeyecek durumdaydım. Güvenlik bana maalesef size yardımcı olamayacağız dedi. Tam geriye gönderirken içeride eski bir bilgisayar gördüm onu kullanabilir miyim? diye sordum ve izin aldım. Eğer, Çarşamba günü bu başvuruyu gerçekleştiremezsek, konsolosluk Perşembe yani yarın gün ve ardından 1 Ocağa kadar kapalı. Yani bütün planlar açık ve net bir şekilde yerde.  Hemen, internet sitesinden, Hindistan vizesine girip adamın bana verdiği referans numarasını girdim ve 5 sayfa doldurulacak boşlukta yalnızca ilk sayfa da 3-5 temel bilgi doldurduğunu fark ettim. Sinirden çıldırma derecesine gelmiştim ve saat çoktan 9.30 u geçmişti. Ne yapacağım diye düşünürken iş başa düştü yapacak bir şey yok dedim ve başladım daha önceden hiç yapmadığım ve karmakarışık olan formu ayaküstü o stres ile doldurmaya. Tuhaf sorular ile karşılaşıyorduk basit ama o an elimizde olmayan bilgiler bazen de değişik İngilizce kelimelerinden dolayı ne sormak istediklerini anlamadığım da oluyordu. O arada dün banka da karşılaştığım adam ile karşılaştım bana selam verdi yanıma geldi endişeli halimi fark etti ve durumu sordu.Ben de kısaca özet geçtim daha sonra yine uğrayacağım sen burada doldur bakalım dedi ve gitti.
Normalde bu formu doldururken sana ileri bir tarih veriyorlar bu aynı zamanda senin randevun oluyor. Doğal olarak ben orada formu doldururken de ileri bir tarihe randevu verdi ama daha önce bankada tanıştığım Hintli ağabey de bir şey olmaz sen böyle yap dedi. Bir şekilde bu aşamayı hallettikten sonra fotoğraf yükleme aşamasına gelmiştim. Elimde ki fotoğrafı yüklüyorum ama bir türlü kabul ettiremiyordum zaman da iyice daralmıştı ve üstelik ben daha ilk kişinin başvuru formunu dolduruyordum. Daha sonra elimde ki fotoğrafın şengen vize formatı olduğunu fark ettim ve hemen yolun karşısında ki fotoğrafçıya koşarak hızlı bir fotoğraf çektirip kendime e-mail gönderttim. Saat, çoktan 11 i geçmişti ve içeride ki kalabalık yavaş yavaş azalmaya başlıyordu stres de ki tırmanış hat safaydı. Boşlukları acele doldurduğum için sürekli hata yapıyordum ve yazılımın çok geliştiği bu ülke de belirli bir süre bekleyince sayfa seni otomatik başa atıyor aynı bilgileri baştan dolduruyordum. O gözlüklü ağabey arada sıra da geçerken yine yanıma uğruyor halimi görüyor devam et deyip işine devam ediyordu. Öyle veya böyle bir şekilde başvuru işlemini bitirip kağıdın çıktısını alıp orada ayaküstü fotoğrafları yapıştırmıştık. Tam kişi başı 42 dolar olan vize ücretini ödeme geldiğimizde, gişede ki gıcık Türk bayan, başvuru formumun ileri tarih olduğunu ve saatin 13.22 olduğunu söyledi ve ekledi; ”zaten bu saatten sonra başvuru almıyoruz” dedi. İki taraftan da düşmüştük. Moraller tam anlamıyla yerler de dans ediyordu. Tam o esnada o gözlüklü ağabey bir ışık gibi yine belirdi. Kadının yanına geldi bir şeyler söyledi sonra gişeye eğilip elimde ki belgeleri aldı. Biz şok!
 
 
 
Hindistan’a henüz daha gitmeden, karmanın atmosferi çoktan bizi sarmıştı. Biz öylece kala kaldık. Kadın adama hiçbir şey diyemedi. Daha sonra bizi kapıya kadar geçirdi çünkü öğle saatini çoktan geçtiği için içeri de kimse kalmamıştı. Ben hala olanlara inanamayarak, ”ne yani şimdi başvuruyu gerçekleştirdik mi?” Diye sordum. ”Evet, 17.00-17.30 arası elinizde ki kağıt ile gelip pasaportlarınızı alabilirsiniz” dedi. Ben, peki vize alır mıyız ona göre Perşembe (yani 2 gün sonraya) uçak bileti almayı planlıyoruz dedim. Cevabı aynen aktarıyorum. ‘’Buy it, and enjoy in India, I hope you will love  my country.Size bir şeyler hediye etmek istiyorum tatlı falan” dedim. Asıl böyle şeyler teklif edersen üzülürüm, benim için önemli olan ülkemi ve insanlarını sevmendir.’’ dedi. Nasıl sevmeyeyim ağabey sen daha gitmeden bizi mest ettin. Şoku üzerimden atlatırken kapıda ki bütün gün bize yardımcı olan güvenlik görevlisi ağabeye teşekkür ettim ve durumu anlattım.Bana dönüp ‘Evet, ne var ki onun halledemeyeceği bir şey yoktur. Sahi siz konsolosluk müdürünü nereden tanıyorsunuz?’ HÖNKKK!!…

UÇAK BİLETİ

Mucizevi,  hala inanamadığım bir şekilde vize olayını 22 Aralık Salı günü saat 17.30 itibariyle halletmiş bulunmaktayız ama henüz bir uçak biletimiz bile yok ve en geç Cuma günü Mumbai’ de olmalıyız üstelik sonucun ne olacağını doğru düzgün nereye gideceğimizi bile bilmeden. Akşam birkaç iş için hastaneye giderken bir yandan da telefondan, internet üzerinden uçak biletlerine bakıyordum. Biletler direk uçuş hariç genellikle olarak Abu Dhabi yada Dubai aktarmalı olduğu ve bu ülkeler de vize isteyen ülkeler olduğu için transit vize isterler mi? istemezler mi? soruları yine kafamı allak bullak ediyordu çünkü bunlar hep zaman kaybıydı.
Salı akşamı limiti yetmeyen kredi kartıma rağmen 2 kişi 2700 tl civarı olan  İstanbul-Abu Dhabi- Mumbai biletini sonunda almıştık. Dönüş biletini alamadık çünkü alacak para yoktu.  Olanların tuhaflığı konusunda hala oh be her şeyi hallettik diyemiyordum, çünkü sürekli bir problem ile karşılaşıyordum. Cebimde 650 dolar (ev kirası) + 500 tl nakit para vardı. Son hazırlıkları yarım yamalak bitirmiş, yalnızca 3-5 kişiye haber vermiş ve en önemlisi Google’a bir kere bile Hindistan yazmamış bir halde kendimi hazır hissediyordum. Gidecek olan arkadaşım ile son olmayan planlarımızı yapıp konuşup hava limanında buluşmaya karar verdik. Hindistan denilince akla diğer ilk gelen şeylerin başında aşı gelir. Çarşamba günü Karaköy’e aşı vurulmaya gittiğimde, 15 gün kadar kalmayı planladığımı öğrenen doktor bana, ‘gerek yok’ dedi ve gönderdi. Burada belirtmek isterim;

 70 gün seyahat ettiğim bu değişik ülke de yer yer hastalanmam ve mide bozulması haricinde hiçbir şey olmadı. Bazı aşı olamadan giden arkadaşlar için öyle çok da endişelenmeyin ama tabi yine de dikkatli olun.

24 Aralık Perşembe sabahı evden çıkıp Osmanbey metrosunun orada arkadaşım Pınar ile buluştum. Bana Aamir Khan’ın ‘Benim Yolum’ adlı kitabını verdi ve ‘eğer görüşürsen lütfen benim için imzalatır mısın?’ dedi. Bende; ‘tabi ki’ dedim ve kitabı alıp, 70’lik Quechua Easy Fit sırt çantama koydum ve yola koyuldum. Bu arada çantamda olan ve yanıma aldıklarım;

 

Çantamda Ki Malzemelerim.

– İlk olarak bu ilk seyahatim olmadığı ve tecrübeli olduğum için ana temel malzemeleri aldım sırasıyla;

90 lı Islak mendil, Quechua İnce seyahat havlusu, 2 defter,3 kalem,1 kolye, Canon eos1100d fotoğraf makinem, 1 kapşonlu quechua üstlük, 1 Quechua 1600 gram kaz tüyü 0 dereceye kadar dayanıklı mont,1 gözlük,tırnak makası, quechua +5 Comfort Zone uyku tulumu, 5 T-shirt, 1 deniz şortu, 1 parmak arası terlik,1 Salomon Grotex mevsimlik hiking ayakkabısı, 1 alt eşofman, 5 kısa,2 uzun hiking çorapları , 1 yandan askılı cüzdan, 3 banka kartı,2 kredi kartı, 1 Samsung Note4 telefon,1 küçük Nokia telefon (kontürlü yurtdışına açık internet bankacılı güvenlik kodu alabilmek acil durumlarda arama yapabilmek için), 2 kitap, 1 şampuan, 1 mevsimlik quechua dağcı şortu, 1 tane jean,1 tane kareli gömlek, 1 tane buf, 1 tane kardeşim tarafından verilen polar boyunluk, 1 güneş kremi,1 kulaklık, 1 tane 20 litrelik öne asmak için Quechua çanta, şarj aletleri, 1 Quchua en ucuzundan yoga matı, 1 Quechua hava yastık, bir penye tarzı uyurken giymelik pijama,5 boxer, converter (pirizler için çevirici) v.b.

 

Uçuşa 2 saat 20 dakika kala hava limanındaydım. Etihad hava yolları ile aktarma olan uçuşumuz için hemen yurt dışı çıkış pulu aldık ve sırt çantaları vermek ve check-in işlemlerini yapmak için bankoya gittik.  Yine bizi bırakmayan talihsizlikler orada da yüzünü göstermeye başladı ve  o an kendi kendime acaba bir şeyler gitmemizi istemiyor mu? diye düşünmeden edemedim. Hava yolu firması çalışanı bana ‘sizin geriye dönüş ya da Hindistan’dan başka bir yere gideceğinizi gösterir biletiniz yok! Benim şu an önümde ki sisteme dönüş ve ya başka ülkeye geçiş adı altında referans ya da uçuş numarası girmem gerekiyor’’ dedi. Dınn başımızdan bir kere daha kaynar sular dökülmüştü. Vakit dardı ve kafamda ki yapmam gerekenler konusunda en hızlı hangisini seçmeliyim bilemiyordum. Önce karşılıklı tartışma yaşadık ben; .’dünya turu yaptığımızı ve oradan nereye gideceğimizin belli  olmadığını ‘söyledim.Uçak rezervasyonu ve yahut başka şeyler yapalım fikirleri gezinirken, başka bir ülkeye bilet almak ve o bileti daha sonra iptal ettirmek daralan zaman içinde en mantıklı iş gibi geldi. Stresten ve heyecandan, telefondan bilet alma işlerin bir türlü gerçekleştiremiyorum. Son 45 dakika kala, telefon ile daha önce kullandığım bir bilet hattını aradım ve Hindistan’dan en uygun bileti Yeni Delhi- Katmandu, Nepal olarak buldum. Hemen telefonda daha sonra iptal ettirmek isterseniz iptal ettiremezsiniz sorusuna evet cevabı vererek ortalama iki kişi 450 TL ye mal olan bileti almış bulundum. Böylelikle daha ülkeden çıkmadan kısıtlı miktarda olan paradan büyük bir kısmı gitmişti. Yine de moral bozmadık hemen çantalarımızı verip Dış hatlara doğru maceramıza koşmaya başladık.

İlk dokunuş

Evet, yaklaşık 1 hafta önce ben Hindistan’a Aamir Khan ya da menajeri ile görüşmeye gidiyorum gelen var mı? sorusunun cevabı; 18 F,G numaralı uçak koltukları çoktan olmuştu. Aktarma uçuşundan sonra Air-India hava yolları ile Mumbai’ye (Nam-ı diğer Bombay) doğru yola koyulduk ve ilk Hint kültürü ile temasımız bu uçakta gerçekleşti. Uçak menüsünde bulunan çılgın baharatlı Hint yemekleri dağıtılmış ve insanlar elleriyle yemeğe başlamıştı. Yolculardan bir tanesi yüzümüzün değişik olduğunun farkına varması sonucu bizimle sohbet etmeye çalıştı. Bende kısaca durumumuzu açıkladım ve ‘Aamir Khan’ı tanıyor musun?’ Diye sordum.

 

-Evet tanıyorum.

-Bir proje için kendisi ile görüşmeye gidiyoruz.

-Kendisinin haberi var mı?

-Tam olarak var gibi yok gibi orası biraz karışık

 

Başladı kahkaha atmaya ve sen manyaksın demeye. Bana ‘Good Luck, Ben Goa’ya gidiyorum yılbaşı için parti var ortam çok güzel isterseniz gelin ama kusura bakma anlattığın hikaye çok saçma geldi’ dedi. Bunun üzerine telefon numarasını istedim ve ona ‘eğer buluşursak sana resim gönderirim sende bana inanırsın’ dedim. Yine dalga geçti ama telefon numaramı da aldı. Zaten olay ve hikaye daha önce de belirttiğim gibi  biraz mantıksızdı. Arkadaşın Türkiye’den daha önce Aamir Khan’a mektup yazmış ve yanına gitmiş kalmış bir arkadaştan bana söyledikleri; ‘menajerinin bizim geleceğimizden haberi var’ olmuştu. Elimizde yalnızca Aamir Khan Production’a ait bir adres vardı o kadar

 

Sayın yolcularımız lütfen kemerlerinizi bağlayınız ve kemer ikaz ışıkları sönene kadar koltuğunuzdan kalkmayınız. 30 dakika içinde Mumbai havalimanına inmiş olacağız.

 

Aamir Khan’a Giden Yol 3 İçin Tıklayınız