Agra, Taj Mahal

 VE HİNDİSTAN HAVALİMANI..
Hava limanına ayak basmıştık bizi sıcak ve hoş bir atmosferi olan hava limanı karşılamıştı. Gümrük için pek aynı şeyi söylemeyeceğim. Önce bir tuvalet ihtiyacımızı görüp ardından da arrival(varış) formları doldurmak için almıştım. 13 saatin ve öncesinde ki stresli günlerin verdiği yorgunluk  artık iyice baş göstermeye başlamıştı. Gümrükte sıra bize geldiğinde, ben arkadaşımın İngilizce bilmediğini ve beraber geldiğimizi belirttim. Önce dönüş biletlerimizi görmek istedi. Daha önce telefona screenshot(ekran görüntüsü alma) yaptığım ve sistemde de kayıtlı olduğunu düşündüğüm. Hiç gidemediğimiz Nepal uçağımızın biletlerini gösterdim.

Not; Dünya turu ya da farklı turlar özellikle de Hindistan’dan Nepal’ e gitmeyi planlıyorsanız. Hindistan vizesi alırken ‘’single’’ değil double ya da triple yani 2 li ya da 3 lü giriş alacaksınız çünkü tek giriş olduğu zaman Hindistan’dan çıktıktan sonra bir daha giremezsiniz. Nepal, doğusu, batısı, güneyi Hindistan sınırları ve Kuzeyi de  Himalaya dağları Çin sınırı ile çevrili yani o saatten sonra kapıdan Hindistan’a geriye dönüş yapamayacağınız için tek yol başka bir ülkeye uçak bileti almak.Gezi sitelerinde ve ya başka yerlerde sıkça daha önce bilmediği için bu problemler ile karşılaşan seyahat severler gördüm. Dikkat ediniz!


Aynı sebepten müzdarip, havanın soğuk olmasını da plana koymayarak tekrar dönüş yolu olmadığı için Nepal uçak biletimizi yakmak zorunda kaldık. Hindistan Mumba, havalimanında varış formunu doldurup güvenlik noktasına geldik.Uçak biletine bakıp girişte resim çektirdikten sonra, görevli bize ‘1 dakika bekleyin’ dedi. Belirli bir süre bekledikten sonra kafamızda acaba yine ne aksilik çıktı diye soru işaretleri dolanıyordu. Daha sonra bir polis memuru geldi ve ‘’beni takip edin’’ dedi. Endişeli bir şeklide adamı takip ettik ve göçmen odasına geldik. Kapıdan, tam içeriye girdiğimde önümde ki Kanada vatandaşı ile işittiğim diyaloglar;
-Neden dönüş biletin yok, hangi ülkenin vatandaşı olduğun ve ya ne kadar uçak bileti ödediğin bizi ilgilendirmez. Dönüş biletin yok ise seni ülkeye almama hakkım var.
Tam o anda diğer polis memuru bana dönerek. ‘Kimsiniz? Nesiniz? Neden buraya geldiniz? Ne yapacaksınız?’ Gibi soruları ardı ardına yöneltti ve  ”neden konaklama rezervasyonunuz yok” diye sordu. Hayda! yeniden merhaba ben kaynar sular. Belirli bir tecrübem olmasına rağmen bunu tamamen unutmuştum. Sakin ve kendinden emin tavırlar ile aklıma uçakta ki Hintli geldi ve bende onlara;
-Goa’ya gidiyoruz tren saatlerinden haberimiz ve hangi gün ulaşacağımızdan emin olmadığımız için rezervasyon yaptırmadık.
-Şu an Noel bayramı ve yer bulmanız çok zor.
-Biliyorum ama orada arkadaşlarımız var be bizi bekliyorlar. Geleceğimiz kesin olmadığı için ve onların orada olduğunu bildiğimiz için rezervasyon yaptırmadık.
20 dakikalık, 20 asır gibi süren bir beklemeden sonra izafiyeti biraz daha iyi anlamaya başladım ve en sonunda damgalarımızı vurup,  buyurun geçin dediler.
MUMBAİ’YE HOŞGELDİNİZ
 Bagaj alma bölümüne gidip, bagajımızı alıp bir süre ne yapacağımızı düşündük ve wifi’den İnternete bağlandık. Bu durumu fırsat bilen bende ilk kez Google’a Hindistan falan yazdım. Güvenlik bölümünden dışarıya çıktık ama hala hava limanının içerisindeydik. Uyuyacak yer aramak için dolanmaya başladık saat gece 3.30 sularıydı. Ardından yine bir Hintli ile tanıştık sohbet ettik sonra uygun bir köşe bulup matları tulumları şişme yastıkları çıkarıp telefonu şarja koyup yatış ve sohbet moduna döndük. Hintliye, buraya geliş hikayemizi ve Aamir Khan ile tanışacağımızı anlatınca oda herkes gibi kahkaha atmaya başladı. Neyse ben biraz tedirgin bir halde alarmları yerel saat 9.00 a kurdum ve uykuya geçtik.
Mumbai Gün batımı ve şehrin silueti

 Uyanınca ilk iş olarak döviz bürosundan 50 dolar bozdurdum ve taksi sistemini öğrendim. Elimizde ki adresi onlara gösterdik ve ortalama ne kadar tutacağını hesaplayarak bir fiş ve taksi plaka numarası verdiler. İlginç sistem hoşumuza gitmişti biz dışarıya çıkıp taksi ararken Tuktuk ile ilk tanışmayı gerçekleştirdik. Çantaları atıp yola koyulduk. Müthiş güzel hava limanının çıkış yolu da kendisi kadar güzeldi ama  yol ayrımından çıkıp normal yola girdikten sonra aynı yorumları yapmam imkansız. Söylenen ve anlatılan o inanılmaz kargaşanın ortasında şoku herkes gibi bizde hemen atlatamadık. Her yerden araba ve korna sesleri fışkırıyor. Yaşadığımız ilginç dünya sürekli gülme krizlerine yol açıyordu. Buna ek olarak kafada ki belirsiz düşünceler, sürekli acaba gideceğimiz yer nasıl bir yer kocaman bir şirket mi? diye kafada düşünüyorduk.

Mumbai Havalimanından dışarıya ilk adım.
Yarım saatlik bir yolculuğun ardından ara mahallede bir yerde durduk ve burası dedi. Etrafta bir sürü bina vardı. Tuktuk şoförü yoldan geçen insanları durduruyor aynı çemberin içinde dönüp dönüp duruyor ama bir türlü adresi bulamıyorduk. Heyecan ve stres git gide artmıştı. Neyse, eninde sonunda adresi bulduk. Tuktuk’dan inip binanın önüne yaklaştık. Bina sade 1990 tipi 1990 yapımını andıran uzun beyaz renkli benekli pencereleri olan bir binaydı. Girişte bir tane sürgülü kapı bir tane de güvenlik görevlisi vardı.Güvenliğe pencereden kafamı uzattım ‘Selam Aleyküm dayı’ dedim ve elimde ki adresi gösterip burası olup olmadığını sordum.Dayı İngilizce bilmiyordu. Bizi içeriye aldı.Telefon ile birilerini arayıp, Hintçe bir şeyler konuştu. Daha sonra asansöre bindirdi. Tam olarak hatırlamıyorum ama galiba 5. Kata çıkıp asansörden indik ve sola döndük. Zaten sonradan edindiğim bilgiye ve anladığıma göre bina komple Aamir Khan Production’a aitti ya da her neyse. Kapının zilini çaldım ve bir süre bekledik. Ardından klasik Hintli görünümlü genç bir eleman kapıyı açtı. Tabi değişik sırt çantalı 2 tip görünce hali ile biraz şaşırdı. Şaşkınlığını fark ettiğim için hemen durumu anlatmaya başladım. ’’Biz Türkiye’den geldik. Arkadaşımın projesi var eğer mümkün ise Aamir Khan ya da menajeri ile görüşmek istiyoruz’ dedim. Adam suratımıza bakmaya devam etti ve hiçbir şey anlamadı. İçeriden başka birisi çıktı geldi. Oda anlamadı. Ardından parmağı ile işaret ederek 1 dakika bekleyin dedi. Telefon ile birisini aradı ve telefonda ki kişi ile Hintçe birşeyler konuştu. Daha sonra, telefonu bana uzattı. Telefonda ki adam İngilizce;
-Siz kimsiniz orada ne yapıyorsunuz?
-Ben Yiğit, biz Türkiye’den geldik benim arkadaşımın bir projesi var ona rehberlik ediyorum.
Diğer adama tekrarladığım şeylerin aynısını tekrarladım. Arkadaşın daha önce oraya gelen ve menajeri tanıyan arkadaşının adını vererek, ‘o bizim geleceğimizi sizinde bizi beklediğinizi söyledi’ dedikten sonra hatta Aamir Khan’ın Amerika’ya gideceğini ve Hindistan’a gitmemiz için acele etmemiz gerektiğini belirterek durumu anlattım. Bu arkadaş bize ‘çabuk olmamız gerektiğini’ söyledi.Bizde ”2 gün içinde uçağa binip buraya geldik’’ dedim. Adam başladı bana çılgınlar gibi bağırmaya;
-Ben ona kimseyi beklediğimi söylemedim. Kime sordunuz? Ne yapayım ben? çılgın mısınız? Deli misiniz?
Daha aklıma gelmeyen şeyleri sürekli saydırıyordu.Karşınızda hiç tanımadığız bir insanın böyle konuşması kim olsa canını sıkar. Aynı şekilde benim de canım sıkıldığı ve sinirlendiğim için, konuştuğum kişinin kim olduğunu bilmeden ‘’Bana bağırma ben burada çevirmenlik yapıyorum. Hiçbir şeyden haberim yok ben bana söylenen şeyi sana olduğu gibi aktarıyorum’ dedim. Ardından bana ‘tamam’ diyerek diğer adamı telefona geriye istedi ve uzunca Hintçe bir şeyler konuştu ve telefonu kapattılar.Yanımızda ki adam bize dönerek eliyle 1 dakika işareti yaptı ve içeriye girdi.Bu arada biz hala kapının önünde bekliyoruz. Biz kapıda biraz beklettikten sonra geriye geldi ve hep beraber asansöre binip aşağıya indik.Binanın önünden bir tane Tuk Tuk durdurdu ve bindik. Henüz ne olduğunu ve nereye götürüldüğünü anlayamadık ama varsayım ve tahminler üzerinde menajer Shamath’ın yanına gidiyorduk. Ortalama Mumbai’nin Bandra, (Bizim Taksim gibi yani en merkezi yeri) bölgesinden yaklaşık 15 dakikalık bir yolculuğun ardından yine başka bir yere geldik.Burası biraz daha yazlık evleri andırıyordu ve bizim Antalya da ki yazlık siteler gibi bir görüntüsü vardı. Büyük demir kapı açıldı. Bina ne yeni ne de eski gözüküyordu ve etrafta çokça büyük değişik ağaçlar vardı. Yine de nerede olduğumuz hakkında çok fazla bir fikrimiz yoktu. Ardından içeride indik adam eliyle beni takip edin diyerek, bizi iyice binanın önüne doğru yaklaştırdı. İleri de beliren yaklaşık 7-8 kişilik kalabalık grup vardı ve bir şeyler ile uğraşıyorlardı.Ne olduğu çok belli değildi. Ardından içlerinden orta boylu hafif kel aynı benim gibi sakalları olan bir adam bize doğru yürüdü ve yanımıza geldi.
-Merhaba Ben Shamath (Aamir Khan’ın menajeri) siz kimsiniz?
İsmimizi takdim ederek bizi tanıttım. Daha sonra İstanbul’dan buraya kadar gelmemize vesile olan arkadaşın adını taktim ettim.Daha sonra fark ettim ki yarım saat önce telefonda bir birimize bağırdığımız adam da oymuş. Ona; ‘Arkadaştan aldığımız bilgi üzerine bizi beklediğinizi ve projeyi sunmak için buraya geldiğimizi’söyledim. Durdu! bize bakıp o da diğerleri gibi kahkaha atmaya başladı ve devam etti;
-Siz ciddi misiniz? Buna inanmamı mı bekliyor sunuz? Türkiye’den kalkıp Hindistan’a bunun için mi geldiniz? Çok komiksiniz.
Ben iyice bozuldum. Çok ciddi ama laubali olmayan bir tavır ile ‘’Evet bunu için geldik’’ dedim.
-Peki ya bu sırt çantaları ne ?
-Buraya kadar geldik belki görüşürüz belki görüşemeyiz diyerek hazır gelmişken 2-3 hafta da Hindistan’ı gezeriz. İnanıp inanmamak sizin elinizde ben yalnızca sorduğunuz sorulara cevap veriyorum.
Pamba Nehri, Allapuzza, Kerala

Bana gel arkadaşım dedi. Cebinden  telefonunu çıkarıp,  whatsapp’dan ona bizim geldiğimizi haber eden ve daha önce orada bulunan Türk  arkadaşın konuşmalarını gösterdi. Bu arkadaşımız sürekli, arkadaşım oraya geliyor. Şu tarihte gelecek bu tarihte gelecek lütfen yardımcı ol gibi bir sürü şeyler yazmıştı ve durumu anlatmıştı ama işin ilginç yanı Shamath’dan tek bir cevap bile yoktu.Bunun bizde o an yaşattığı duş etkisini size kelimeler ile ifade edemem.Ne diyeceğimi bilemedim. Özür dileyerek, ‘bu durumdan kesinlikle haberimiz olmadığını şu an bunu fark ettiğimizi’ söyledim. O da zaten yüzümüzden bunu anladı. Tam, teşekkür edip kusura bakmayın diyecektim ki, arka tarafta bir hareketlilik belirdi. 1 tane beyaz büyük Toyota marka Land Cruiser Jeep ve hemen ardında da iki tane polis arabası belirdi.İçinde bulunduğumuz küçük kalabalıkta oraya doğru yöneldi ve Shamath’da hızlı adımlar ile oraya doğru koştu. Biz, ne olduğunu tam olarak anlayamadık ama uzaktan tanıdık bir sima belirdi. İşte tam oradaydı bu Aamir Khan’ın ta kendisiydi…