Maldivler Cumhuriyeti %100 müslüman bir ülkedir. Maldivler genel olarak turkuaz rengi sular ve balayı adası olarak alınır. Bu yazımda sizlere Maldivler Cumhuriyetin’de ki Kamp Maceramdan bahsederken, biraz da genel geçer yararlı bilgiler aktarmaya çalışacağım. 2016 yılında ki dünya turumu çok düşük bütçelerle gerçekleştirdiğim için Maldivler’e gelip gelmeme konusunda sürekli git gel yaşıyordum. Hindistan’ın Varanasi şehrinde tanıştığım ve daha önce Türkiye’de seyahat etmiş olan Maldivli kız Shayad düşüncelerime çok fazla etki edip beni gaza getirip, Hindistan’dayken Maldivler biletini almamı sağlamıştı.

Hindistan’dan sonra Sri Lanka’ya gitmiş burada ki 23 günlük maceranın ardından diğer macera dolu 23 gün için Maldivler Cumhuriyet’ine ayak basmıştım. Maldivler’e gelmeden önce Sri Lanka’nın Hikkaduwa şehrinde tanıştığım Ukraynalı ablalar ile yaptığım son diyalogda beni oldukça germişti. Maldivler Cumhuriyet’i inanılmaz pahalı,orada yapacak bir şey yok,alkol bile yok, yerel adalara gitmek yaşak,yemek pahalı v.b. Ama kafaya koyulmuştu bir kere, hani bir klişe vardır; bilenler bilir “5 stars or 5 million stars” diye işte hayalim tam olarak bunu gerçekleştirmekti. Hayalim çadırımı kurup altında 5 milyon yıldızlı manzarayı izlemek sessizliğe,huzura,sükunete kavuşmaktı. Nerede ve nasıl olacağına dair en küçük bir bilgim bile yoktu. Maldivler’e gelmeden önce sordum,araştırdım baktım ama daha önce bunu gerçekleştirmiş birine ulaşamadım. O yüzden neden bir ilk olmasın dedim kendi kendime. Bu sebepten dolayıdır ki Hindistan’da satın aldığım çadırımı yol boyunca yanımda taşıdım. Kafamda tek bir soru kalmıştı; ‘Konaklamanın ekstra pahalı olduğu Maldivler’de çadırımı bir yere kurup konaklayabilir miydim ?


ALINMASI GEREKEN ÖNEMLİ NOTLAR

Maldivler Ibrahim Nasır Uluslarası havalimanına, Sri Lanka’nın Mhinlanka havayolları ile 55 dakikalık bir uçuş süresinden sonra ulaştım.

Maldivler Cumhuriyet’ine genel olarak Türkiye’den THY ile direk uçuş yaparak geliyorsunuz. Haliyle gidiş ve dönüş biletleriniz de elinizde oluyor. Havalimanının bazı prosedürleri var. Bunlar hakkında detaylı bilgiler vereceğim çünkü benim gibi dünya turu yapıyorsanız ve başka bir ülkeden geliyorsanız bilmeniz gereken önemli bilgiler var.

1) Öncelikle Maldivler Cumhuriyet’ine nereden gelirseniz gelin kesinlikle gidiş-dönüş uçak biletiniz ve bunu çıktısı olması gerekiyor. Telefondan da olur ama çıktı alın problem yaşamayın. Bu en önemli unsur.

2)Türk vatandaşları anlaşmaya göre 30 gün vizesiz konaklayabiliyor. Havalimanın da herhangi bir vize ücreti ödemiyorsunuz.

3)Uçaktan iner inmez, (zaten havalimanı küçük) içeriye girin ve Arrival From (varış formu) alıp doldurun.

4) Daha önce herhangi bir yerden rezervasyon yapmadıysanız. İnternet üzerinden bir Guest House(misafir evi) ve ada ismi araştırın (bu genelde Hulhumale adası olabilir) ve onu kağıda not alın. Görevli size yalnızca nerede kalacağınızı soracak. Sizde cool hareketler ile kağıda bakıp söylersiniz.(tabi benim gibi kalacak yeriniz yoksa. yoksa böyle şeyler ile uğraşmanıza gerek yok).


Havalimanına bağlı ve Maldivler’in başkenti Male’ye en yakın olan ada Hulhumale adasına ulaşır ulaşmaz alışveriş yaptığım marketçi amcaya başladım sorular sormaya. ‘Hulhumale plajına çadır atsam polis ile problem yaşar mıyım ?’ dedim. Adam tam olarak emin olmasada bana ‘büyük ihtimal yapmaz ama bir sürü soru sorar seni rahatsız eder. Bunlara ek olarak uyuşturucu kullanan insanlar rahatsızlık verebilir bu sebepten dolayı çok önermiyorum.Özellikle ülkemizde çalışan Bangladeş vatandaşları sık sık problem yaratıp hırsızlık yapabiliyor.’ Adam bu sözleri ile bana hem yardımcı olmuş hemde beni ikna ederek ilk gece adama ait olan balıkçı teknesinde kalmamı sağlamıştı. Bu hikayemi dilerseniz MALDİVLER CUMHURİYETİ YEREL YAŞAM adlı yazımdan okuyabilirsiniz. Botta sallana sallana uyumanında verdiği tat bir ayrıydı.

Ertesi gün Hulhumale adasından başkent Male adasına geçtim. Burada bir gün konakladıktan soran diğer gün 10 saat süren bot yolculuğu ardından, Maldivler’in kuzeyinda ki en büyük atoll’ün başkenti olan Kulhufudushi adasında Couchsurfing üzerinden tanıştığım öğretmen Luveyza adam’ın yanına geldim. Luveyza beni iskeleden motorsikleti ile aldıktan sonra eve gidip eşyalarımı bıraktık ve  eni 4, boyu 3 km olan adasında tur atmaya başladık. Adanın az popülasyonu olan deniz kenarı kısmında geldiğimizde uzakta ki başka bir ada gözüme takıldı. Luveyza bana ‘orası 5 sene önce terk edilen ıssız ada, dün erkek kardeşim Hintli ve Amerika’lı misafirlerim ile oraya gittiler. Adanın adı Kumburudu. Bu sabah sen gelmeden önce gittiler akşam orada kalacaklar ve kamp yapacaklar. Allaaah beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Kıyıdan şöyle bir baktım ‘bende oraya gitmek istiyorum buradan oraya yüzerim’ dedim. Luveyza kahkaha atmaya başladı ve ardından ekledi ‘olmaz akıntı çok güçlü oraya yüzemezsin’ dedi. Gidersin gidemezsin ben gideceğim diye tatlı tatlı tartışırken bana; ‘sana bot ayarlıyayım mesafe gerçekten göründüğü kadar yakın değil’ dedi. Kabul ettim. Luveyza botu ayarladı ve 40 tl’ye anlaştık. Ardından hızlı bir alışveriş yapıp, botçu amca ile ıssız adaya doğru yolculuk yapmak üzere bota bindim. 15 dakikalık bir yolculuğun ardınan adaya yaklaştık. Gelelim sorunun cevabına;


Evet! Maldivler Cumhuriyet’inde bir gün adalara yolunuz düşerse, normal ada veya ıssız ada fark etmez kamp yapmak istiyorsanız yapabilirsiniz. Ancak bunun tek başınıza olmaz. Olursa da fazla güvenilir değil. Yanınızda en az bir tane yerel Maldiv’li vatandaş olması gerekiyor.


O gece ıssız adada bir Hintli, bir Maldiv’li, Bir Amerika’lı ve bir Türk olmak üzere toplam 4 kişiydik. Gece yanımıza polis botu geldi.Iboo yanlarına gidip onlarla kendi dillerinde bir şeyler konuştular. Polisler bizim yanımıza hiç yaklaşmadılar. Iboo döndükten sonra edindiğim bilgilere göre o gece kum kaçakçılığı ihbarı gelmiş ve polisler devriye geziyorlarmış. Kum kaçakçılığı mı? Bir yaşıma daha girdim. Meğersem böyle ıssız adalarda beyaz kum kaçakçılığı yapılıyormuş ve polis sürekli devriye geziyormuş .Kendi kendime vay anasını arkadaş burada bile böyle şeyler yaşanıyor dedim.Kum hali hatrı sayılır bir paradan burada ki Resort Otellere veya ihtiyacı olan diğer adalara el altından satılıyormuş. Peki polis bize neden gelip birşey sormadı dedimde ise,”Polisler zaten arkadaşım benim misafirim olduğunuzu söyledim” dedi. Neyse sabah adaya ilk ulaşmamda ki kaldığım yerden devam ediyorum.

 

Adaya adımımı atar atmaz içimi müthiş bir sevinç kaplamıştı.Nasıl kaplamasın ki? Hayatımda ilk defa ıssız bir adaya gelmiş üstelik hayallerimi gerçekleştirip Maldivlerde kamp kurmadan da ölmedik ya diyebilecektim. Botun yaklaşması ile beraber o resimlerde gördüğümüz turkuaz rengi su kollarını açmış hoşgeldin dedi. Yanında da diğer arkadaşları aynı şekilde açmış kollarını bana da gel birazda bana diye fısıldıyordu. Kim mi? Tabiki de beyaz kumlar. Aman Allahım güzelliklerin, içine saklanmış farklı biryer o andan itibaren uzun uzun dünya üzerinde olup olmadığına dair gelgitler yaşadım. Çok samimi ve ciddi söylüyorum. Hemen eşyalarımı kıyıya tanışıp sonradan dahil olduğum grupta ki insanlar ile tanışıp, ardından hiç vakit kaybetmeden gözlük ve snorker ile kendimi turkuaz mavisi sulara bıraktım. Dışarıda veya sözlükte adının ne olduğunu bilmediğim güzelliklere deniz altında saatlerce bak bak sıkılmak, doymak nedir bilemedim.Huzur öyle sükunet ile yavaş yavaş değil, hızlı ve sert bir şekilde direk bütün vücudumu kaplamıştı.Benden önce giden Hintli ve Amerika’lı fazla sıcak kanlı değillerdi hatta dönüşte bot için ekstra para bile istediler ama yerel eleman Luveyza’nın kardeşi Iboo ile frekanslarımız çok iyi tuttu. Iboo doğma büyüme Maldivli olduğu için herşeyin ustası olmuş. Çok ciddiyim Türkçe bilse Survivor’u silip süpürür eleman. Ben daha bir tane Hindistan cevizini ağaçtan alamazken, Iboo kombo yapıyor durmadan kırıp kırıp açıyor bende taptaze Hindistan cevizi suyunu afiyet ile içiyordum. Tüm bunlar yaşanırken gün su gibi akıp gitmişti. Güneş yavaştan veda ederken, hava büsbütün kızıla bürünüyor dalgaların hızı daha da yavaşlıyor etrafı büsbütün sessizlik ve huzur kaplıyordu. Iboo gündüzden hazırladığımız kamp ateşimizi yakıyor ve gün içinde yakalayıp taze taze hazırlayıp pişirdiği ahtopotu afiyet ile yiyorduk. Bu ahtapot Maldivler Cumhuriyetin’de herhangi resort otelde en küçük tabağı 100 dolardan başlıyormuş. Maldivler çok pahalı diyen Ukrayna’lı ablalar aklıma geldi. Yemeği afiyet ile yerken, diğer yandan  hafif Eagles California açıyorum matımı  yere serip, şişme yastığımı başımın altına alıp yan şekilde vücudumu güneşe doğru çevirip güneşin batış, gidiş anını ateşin yanında müzik ile keyifle izlemeye koyuldum.Akşam Hintli ve Amerikalı erkenden uykuya daldılar.Iboo ve ben iki sohbet edip susup, beş manzara izliyoruz.Çok yorgun olduğum için uyku deli gibi bastırıyor ama asla bu gece öyle hemen uyumak yok. Kampta ateş aşkı bende başkadır onun için elimizde ki ateş ile tatmin olmuyorum ve Iboo’ya daha fazla yakmak için birşeyler bulalım mı diyorum?Daha fazla kamp ateşi bulmak için ayağa kalktığım esna da o da ne! Gökyüzü, Ay ve yıldızları hayatımda daha önce hiç net ve parlak görmediğim kadar görüyorum. Kafam sürekli yukarıda bakıp bakıp duruyorum, bakmalara doyamıyorum. Tüm bu hislerle mutlu olup salak bir ifadeye büründüğüm esnada, biranda kumun üzerinde gündüz olmadığını farkettiğim binlerce deniz kabuğu görüyorum ve ışığı tutup daha dikkatli baktığımda ise hareket ettiklerini farkediyorum.

Iboo!! Neler oluyor?

‘Bu gördüklerinin hepsinin içinde yengeç var gece kabuk değiştirmek ve birşeyler yemek için karaya çıkıyorlar’ Manzara müthiş bu arada her adımında sağımda solumda sürekli hareket halinde olan beyaz yengeçler var. Ha süper, kum sürekli hareket ediyor. Bu eşsiz manzaraya tanıklık ettikten sonra üç-beş büyük kuru odun toplayıp, geriye dönüp ateşi biraz daha parlatıyoruz. Gecenin ilerleyen saatlerinde ay yüzünü daha fazla göstermeye başlıyor ve heryer sapsarı oluyor bende foto makinesini alıp bu güzel anların tadını çıkarıyorum. Uzun uzun pozlamalar ile güzel fotoğraflar yakalamaya çalışıyorum. Ardından hesaplamadım ama saatlerce ateşi, ayı, gökyüzünü ve eşsiz manzarayı izlerken uyuyakalmışım. Sabah saat 5 gibi sinekler tarafından uyandırılıyorum ve hemen çadırımın içine geçip güzel uykuma kaldığım yereden devam ediyorum.

 

EvrenselAdam Maldivler

Ertesi sabah çılgın bir omuz acısı ile uyanıyorum dün deli gibi yanmışım buranın sıcağı ve güneşin yakışı anlatılır cinsten değil. Ben Antalya’lı adamım sıcağa ve güneşe karşı oldukça dayanıklıyımdır ama ben bile yamuldum. Sabah kahvaltı niyetine birşeyler atıştırdım sonra yeniden snorker ve paletlerimi  alıp Iboo ile birlikte balık avına çıktık.Öğleye doğru ben yine eli boş dönerken, Iboo ise bizlere  bir ahtopot ziyafeti daha çektiriyordu. Öğleden sonra Iboo’dan nasıl Hindistan cevizi seçilir, ağaçtan nasıl alınır ve nasıl açılır gibi  Hindistan cevizine temel  giriş dersleri aldım.Hindistan cevizi  aletsiz açmak emin olun öyle görüldüğünü gibi kolay değil insanı çileden çıkarıyor ama içmesi nasıl keyifli anlatamam. Enerji depolamamız ardından Iboo ile birlikte biraz  adayı keşife çıkıp içerilere doğru yürüyoruz.İçeride 5 sene önce terk edilmiş evler ve her tarafı kapyalayan yeşillikler dikkatimi çekiyor ve bir de cami var tabi. Her tarafı yıkık dökük kırık cami. Hafta sonları arada yerel halk botları ya da kayıkları ile  buralara piknik yapmaya geliyormuş ya da diğer adalardan gelip satmak için Hindistan cevizi topluyorlarmış. Biz oradayken de daha önce kendi bahçesine ait olan Hindistan cevizlerini toplamaya gelmiş bir amca ve teyze vardı.Onlarla’da güzel bir hatıra resmi çektirdim. Bu topladıkları Hindistan cevizlerinin anesinin 20 rufia (3.7 tl) dan satıldığını öğrendim.Hindistan cevizi toplayan teyzeyi fotoğraflarda görebilirsiniz ben o sıcakta iki adım zor atarken o bütün gün çuval çuval topladığı Hindistan cevizlerini kıyıya taşıdı. Sıcak o kadar kuvvetli ve etkili ki kendimi sürekli kaplumbağa gibi hissediyordum. Terk edilmiş evlerin arasında bir kaç video ve fotoğraf çekildikten sonra kendimi ormanın içine attım. Daha önce Sri Lanka’da gördüğüm şu filmler de Tarzan’ın sallandığı sarmaşıkta sallanma denemeleri yapmaya başladım  ama üzerinde ki kocaman karıncaları hesaba katamamıştım. Iboo’ya dönüp ben burada 2 gün kalsam ölürüm herhalde dedim  o da bana ben 1 ay bile kalsam bir şey olmaz dedi. Peki su problemini nasıl halledeceksin Iboo?  sırıtık bir gülümsemenin ardında  ‘onunda bir yolu var hallederiz’ dedi.Iboo harbi adamımsın canım ya. Günün ilerleyen saatlerini bizi geri almaya gelecek olan bot gelene kadar turkuaz rengi suda hopladım zıpladım yüzüp kendi kendime eğlendim. Etrafta yer yer yunuslar, zararsız minik beyaz köpek balıkları, deniz kaplumbağalarıda bana eşlik ettiler.Devamında benim için inanılmaz bir deneyim olan ıssız ada maceram daha anlatamadığım hikayeler ile bitiyor.

Gördüğünüz ya da okuduğunuz  üzere burası sadece Honeymoon (balayı )adası değil. Maldivler Cumhuriyeti’ne gelmeniz için illa ki evlenmek ya da  balayı için gelmek zorunda değilsiniz.Evet! Maldivler Cumhuriyeti pahalı bir ülke ama ben buradan 20 günde 100 dolar ile sağ çıkmış bir kardeşiniz olarak sesleniyorum.

Düşük bütçe ile de bunu yapabilirsiniz. Tabi benim ki kadar düşük olmasın lütfen:) Bence gerçekten isteyip kafaya koyup biraz da cesaret ekleyince herşey mümkün…

Not; asıl adı @Ibbeadam ama ben İboo koydum.

Kulhuffudushi Adası /Maldivler /Maldives

↓ISSIZ ADA VİDEOSUNU İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDA Kİ VİDEOYA GÖZ ATABİLİRSİNİZ↓