''Evreni keşfedemem ama Dünyayı belki

Neler mi Yaşadım ?

NELER Mİ YAŞADIM?

 
ilk en önemlisi ve en güzeli her sabah farklı yerlerde uyanmanın hazzını yaşadım.

Parasızlığı,
Evsizliği,
Akşam nerede kalacağını bilmemeyi,
Biletim olmadığı için sürekli trenden atılmayı,
Açlığı,
Sokakta uyumayı,
Evsizlerle yatmayı,
İçsel huzuru bulmayı,
İlk Yoga’yı yapmayı,
Alternatif yollar üretmeyi,
Issız adada kamp yapmayı,
Okyanus’un derimkilerinde saatlerce yolculuk yapmayı,
Mavinin gerçek rengini
Maldiv’in beyaz kumunu,
Bazen yumurta, bazen mandalina ile tüm günü geçirmeyi

yaşadım…

UNUTAMAM,

Aamir Khan ile tanışmamı,
Yeni Delhi’de ki Türk restoranını
Başka misafirlerini gezdirirken tanıştığımız ve bizide evine davet eden Jai Gosar​’ı
Sokak’ta wifi ararken sizeyardım edelim deyip evlerinde misafir eden genç Hintli çocukları
Hiç İngilizce bilmeyen ama sırf benimle yine görüşmek için facebook adresi açıp ingilizce bilen birisi üzerinden tekrar benimle iletişime geçen, yolda para cips ve meyve veren kamyon şöförünü,
Kapıları olamayan kamyonu ve fakirhanelerinde bana verdikleri yemeği,
Bisiklet taşırken beni zorla alıp para almayan üzerine de bir restaurant’da yemek ısmarlamasına karşılık çantamdn tshirt hediye ettiğim adamı,
Psilikten uyku tulumundan kafayı 1sn bile çıkaramadığım . varanasi’nin köyünde ki leş evi,
Beraber dilendiğimiz dilenciyi (eşlik etmek amaçlı)
Ganj’da ölü yakılışını,
sabah 7’de başlayan kahkaya Yogasını,
Elektrikli bisikleti ile tüm adayı gezdiren kapalı Maldivli teyzeyi
Yerel adada 2 hafta evinde kaldığım Luveyza Adam​
Adadan 8 yıldır hasta anne ve babasına bakmak zorunda olduğu için hiç bir yere gidemeyen Hatca’yı
Balıkçı teknesinde uyuduğum geceyi,
45 saatlik tren yolcuğun ardından beach’te bayılıp 3.5 saat sırtımda çantam ile beraber kesintisiz uyuyuşumu,
Mistik içki Bhang Lassi ile bütün Hindistan’ın beni öldürüceği düşüncesi ile sabaha kadar triplere girişimi,
3 gün diye gidip 10 gün sonunda ayrılamadığım kardeşten öte olduğum Salil Mehrotra​ ve arkadaşlarını,
Luckınow’da ki kebabın, Eski Delhi’de ki tereyağşı tavuğun tadını,
Otostop yaparken beni alıp, istasyona götürüp biletimi alıp trene bindiren adamı,

Otostop yaparken aralarında para toplayıp beni zorla otobüse bindirip arkamdan çığlık çığlığa alkış yapan askerleri,

Otostop yaparken beni alıp köyüne götürüp önce bütün köyle tanıştırıp, ardıdan yemek tatlı yedirip evinde uyuyup dinlenmemi sağlattıktan sonra Ambulans ile Rsihikesh’e gönderen adamı ve köyü,

Mumbai’de mahkeme güvenlik görevlisi olan ve evine davet edildiğimiz Poonam Baravkar​ ı. Tüm mahallede olay olmuştu,

Goa’da zaten evinde yer yok iken Emre Durmuş​ aracılığı ile bize evini açan adamı..

Visakhapatnam’da düğünd eaşırı tatlı yemekten girdiğim tatlı krizini,

Her Cuma devasa sosis ve ton balığı ile mangal yapan ve piknik alanında çoğunun masasına davet edip bir şeyler ikram ettiği Maldiv halkını,

İsviçre’de büyüyüp MS hsatalığına yakalanıp, Sri Lanka’ya gelen ve ailesini bir daha hiç görmeyen kadını ve ona bakan aileyi,

Dünyan’nın en ünlü plajlarının yer aldığı Hikkaduwa’da beni odalarında 3 gün misafir eden ukraynalı Olya May​ ve arkadaşını,

Ademin Tepesine çıkarken 25 saat uykusuzluğun ardından çıkıma 300 metre kala terden, yorgunluktan ve üşümekten bayılışımdan sonra bana bir sürü polar veren Sri Lanka halkını (verdikleri topu yedim içim deli gibi ısındı)

Adem’in tepesinden dönüş yolunda 25 saatte 20 km yol yürüdüğüm için yürüyemez hale geldikten sonra hüngür hüngür ağlarken beni ofisine alan ve 4 saat uyku çekmemei sağlayıp, ardında bunu da mükemmel bi ryemek ise süslendiren polis arkadaşları,

Couch Surfing eventinde tanıştıktan sonra gecenin sonunda sen nerede kalacaksın, kalacak yerim yok cevabında sonra hiç tanımadığı adamı yurt odasına gizlice sokan ve 7 gün kaldığım arkadaşı,

Lankawi adasında ki tepeden manzarayı,

Hint çayını,

Babamı zar zor ikna edip 850 km Phuket-Bnagkok arası yaptığımız otostop yolculuğunu,

Phi Phi adasında anlatılmaz yaşanır dedikleri FullMmoon partileri,

Keralar’da ki balıkçıları,

Hikkaduwa da ki dalgaları,

Stuttgard’da otostop çekerken bizi otobandan alıp sürekli şehir merkezine bırakan Alman polisini,

Hırvatistan’da 1972 model merces minibüsü ile bizi alıp Sırbistan sınırına kadar götüren tatlı Avusturyalı aileyi,

Telefon ekranımın kırılması sonucu cebimde ki kalan somn 3-5 kuruş ile 3 gün süren Lüksemburg-İstanbul Otostop yolculuğumu,

Pulpitrock’ı Trolltunga’Yı kısacası bir yarısı tavaf ettiğim masallar diyarı ülke Norveç’i

Kanarya adalarında ki çıplaklar plajını,

Las Vegas’da tanıştığım bekarlığa veda partisi yapan çılgıun Türk abileri,

Kırık köprücük kemiği ile tek kol, tek başıma gezdiğim Amerika’yı,

70 Kg valizler ile ilk yaptığım İnterrail yolculuğumu,

Amsterdam’da garda uyurken sabah güvenlik görevlileri tarafından kovuluşumuzu,

UNUTAMAM,

Ahh bir gün bende diyenler için; Yaşadıklarımından çok daha fazlasını güzelini, renklisini yaşamız dileğiyle..

Okuyup bir nebze olsun haz alan özellikle arkadan gelmekte olan nesil için; mantıkla, bilimle,ilimle sorgulayarak büyüyüp bunları gezmeyle okumayla harmayanlayan bir gençliğe bürünmeniz dileğiyle …

En içten ve samimi saygılarımla.

”EvrenselAdam”




Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir